Hedef Cemaatleri Bitirme Projesi miydi?

0

Alparslan Kuytul Hocaefendi ‘gündeme İslami bakış’ programı ile her cumartesi günü saat 20.00′ de Furkan TV YoutTube kanalı üzerinden sevenleri ve takipçileri ile buluştu.

12 Aralık Cumartesi gecesi başlayan programda ‘cemaatler ve tarikatlar’ konusunu ele alan Alparslan Kuytul Hocaefendi, sorulan sorulara cevap verdi. “Müslümanların cemaat olması farzdır, nasıl olur da Müslümanlar Allah’ın hakkını korumak için bir araya gelmez?” diyerek laik devletlerin cemaatleşmeyi istemediklerini belirtti.

“Siz cemaat olmadan haramlara karşı nasıl mücadele verebileceksiniz? Siz cemaat olmadan nasıl sesinizi duyurabileceksiniz? Siz cemaat olmadan nasıl Müslümanların haklarını savunabileceksiniz?” diyerek “Müslümanlar cemaat olmadan ümmet olamaz” dedi.
Konuyla ilgili bölümü okumak için;

28 Şubat ve 15 Temmuz Sürecinde Hedef Cemaatleri Bitirme Projesi Miydi?

Doğu Perinçek, cemaatler ve tarikatlar ile ilgili söylediği sözünü, partilerle ilgili söyleseydi acaba ne olurdu? “Partilerin kökünü kazıyacağız” deseydi herhalde kıyamet kopardı. Şu anda devran onların devranı olduğu için bu konuşmaların ve tehditlerin hesabını vermiyorlar. Bu dünyada onlar ölmeden devran değişir mi bilemem ama kıyamet gününde bu laflarının hesabını elbette ki verecekler. Böyle konuşabilmeleri bir planın yapıldığının ifadesidir.

Anlaşılan Perinçek hapishanedeyken, son aylarında, 17-25 Aralık operasyonundan sonra; hükümet, Doğu Perinçek ile irtibata geçmiş birtakım hesaplar ve planlamalar yapılmıştır. Hapishanede görüşmeler yapılmış. Planlar yapıldıktan sonra onun (Perinçek’in) çıkartılmasının vakti gelmiştir. Ve o da bütün planları, gerek AKP gerek MHP ile birlikte büyük bir proje yapıldığını bildiğinden dolayı bu kadar açık seçik konuşabilmiştir, gizlememiştir, açık konuşmuştur. Demek ki plan büyüktür, bundan da haberi vardır. Kendisi de bu işin içerisindedir, yoksa bu şekilde konuşamazdı. Tarikatler bin yıldır var, cemaatler de neredeyse yüz yıldır var. Bunların hepsini karşısına alıp da böyle açık ifadelerle tehdit edemezdi. Demek ki plan yapılmıştır ve “Hepsinin kökünü kazıyacağız” lafını söyleyen insanın elbette ki bir planı vardır ki söyleyebiliyor. Ne ile kökünü kazıyacaklar? Elbette bir olay lazım.

Sunucu: Evet durduk yere başlatamazlar.

Alparslan Kuytul Hocaefendi: Tabii, durduk yere bütün tarikatlarin ve cemaatlerin kökünü nasıl kazıyacak? Elbette bir takım olaylar meydana getirecekler. Bunların hepsi kademe kademe planlanmıştır ve onu bildiği için bu şekilde rahat konuşabilmiştir.

15 Temmuz‘u kimler yaptıysa Allah’a hesabını verecekler. Yapanların dışında onları bu işe tahrik edenler ve onlara bu yanlışı yaptırtanlar, bu yanlışın içine onları sokanlar, derin güçler, darbenin derin ayağını oluşturanlar da elbette ki hesabını Allah’a verecekler. Aslında 15 Temmuz’dan önce birtakım zulümler ya da operasyonlar başlamıştı. 17-25 Aralık operasyonları bahanesiyle de devam etti. Zaten onu kimin yaptığı bellidir. Ben ona baştan beri tepkimi göstermiştim. O konu açıktır. Eğer dört tane bakanla ilgili bir hırsızlık iddianız varsa, eminseniz bunun yolu bu değildi. Hükümeti devirmek ister gibi dört bakana birden bu şekilde bir operasyon yapıldı. Bunun yolu bu değildi. Orda bir yanlış yapılmıştır. Hedef üzüm yemekse, üzüm böyle yenmez. Bu üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir. Ben buna daha evvel tepkimi gösterdim. “Bu bir darbe girişimidir, Bu işin yolu bu değil” demiştim. Ama onu bahane ederek birtakım güçler yapacaklarını yapıyorlar.

Ondan sonra o yetmedi. 17-25 Aralık bahanesi ile her şeyi yapmaları mümkün olmadı. Daha büyük bir şey lazımdı, daha fazla insanı kandırmaları lazımdı, daha fazla insanı işin içine sokmalıydılar, işin içine silah girmeliydi, kan akmalıydı. O derin güçler bu işin içerisindedirler. Yapanlar suçludurlar, yapma talimatı verenler de suçludurlar. Ama yalnız onlar suçlu değiller. Bir de bunun derin ayağı var. Yapanlar ortada ama derin ayak kendini gizliyor. Sürekli ‘siyasi ayak’ diyorlar. Siyasi ayak var da derin ayak yok mu? Bir de derin ayak var. 15 Temmuz gibi bir olayı meydana getirip onu da bahane ederek tüm cemaatlere darbe vurulmaya çalışılıyor. Planları açıktır, meydandadır. Görmek isteyen herkesin görebileceği kadar meydana gelmiştir. Belki 3-4 sene önce bu kadar açık değildi ama bugün artık daha da açıktır. Belki 6 sene evvel bu kadar açık değildi ama artık daha da açık. Görmek isteyen herkes bunu görebilir ama görmek istemeyenler de çoktur.

15 Temmuz bahanesiyle aslında İslam ile savaşılıyor. Derin güçler tarafından Türkiye’deki İslamî faaliyetler fazla bulunuyor. Türkiye’deki özgürlükler fazla bulunuyor. Bu memlekette artık Gestapo gibi, bir muhaberat devleti kurmak isteyen güçler var. Suriye gibi Türkiye’yi muhaberat devleti yapmak isteyen güçler var. Devleti çok güçlendiren, halkı zayıflatan, bunun peşinde olan güçler var. Hep “devletin güvenliği” denilerek halkın özgürlüklerini kısıtlayan, güvenlikçi politikaları savunan güçler var. Hep ‘güvenlik’ denilerek özgürlükler kısıtlanıyor.

Sunucu: Sadece İslami kesim için mi?

Alparslan Kuytul Hocaefendi: Çoğunlukla İslami kesim için. Mesela 12 Eylül, çoğunlukla sağ ve sol için yapılmıştı. 28 Şubat, tamamen İslami kesime darbe vurmak için yapılmıştı. Aynı şekilde 15 Temmuz’da böyle bir maksatla yapıldı, yaptırıldı. Birtakım insanlar bu işe alet edildi, onlar da iyi bir iş yaptıklarını zannettiler. Belki kendilerince başarılı olacaklarını, bir takım hedeflerine ulaşacaklarını sandılar, bu saçma sapan işe başladılar. Halbuki çok feci bir şekilde tuzağa düşürüldüler. Tamam, onların suçu var ama onları bu işe teşvik edenler, bu planları yapanlarında suçları var.

15 Temmuz’un üzerinden 4,5 yıl geçti ama bir türlü 15 Temmuz bitmedi. Her gün 15 Temmuz’la yatıyoruz 15 Temmuz’la kalkıyoruz. Hâlâ operasyonlar bitmiyor. Bugün haberlerde gördüm, 200 küsür kişiye, 276’dı galiba, yine operasyon yapılmış. 116’sı tutuklanmış vs. Hiç mi bitmez bu operasyonlar? 600 bin kişi hakkında işlem yaptınız, hala bitmedi mi? “Tüm cemaatlerin kökünü kazıyacağız” diyenlerin bu işi gerçekleştirebilmesi için 15 Temmuz gibi bir şey lazımdı.

“Tamamen onlar yaptı, tankın içindekiler suçsuzdur” demiyorum. “Onlar da suçlu” diyorum. Başka bir suçlu kesimden bahsediyorum. Bunların suçunu söylerken şunların suçunu görmemezlik yapmayalım. Ben suçlu olan ikinci bir kesimden, derin bir güçten bahsediyorum. Bunları yapanları temize çıkarmıyorum, bunların yani derin gücün pisliğini ortaya döküyorum. Bunların bunu yapabilmesi, hepsinin kökünü kazıyabilmesi, özgürlüklerin Türkiye’den kaldırılması ya da azaltılması, faaliyetlerin azaltılması ya da bitirilmesi… Bunlar nasıl olacak? Elbette ki birtakım bahanelerle olacak. Başka türlü 100 bin insan bir anda görevden nasıl alınabilir? 140 bin insan bir KHK ile görevden atıldı. Böyle bir şey 15 Temmuz olmadan nasıl mümkün olabilir? Binlerce kuruluşun kapatılması nasıl mümkün olabilir? 15 Temmuz olmadan 4 bin hakim ve savcının görevden alınması nasıl mümkün olabilir? 15 Temmuz gibi bir bahane olmadan binlerce vakıf, dernek vs. nin kapatılması nasıl mümkün olabilir? 15 Temmuz olmasaydı, benim ‘FETÖ’ye yardım vs.’ denilerek hapse atılmam nasıl mümkün olabilirdi? Yapmak istedikleri her şeyi böyle bir olay meydana getirerek, o sisli havanın içerisinde her şeyi yapıyorlar. Bunu yapanlar epeyce mesafe aldıklarını düşünüyorlar.

Bakın biraz evvel VTR’den izledik. Perinçek ne diyor: “Bugüne kadar hiçbir zaman cemaatler ve tarikatler bu kadar şeytanlaştırılmamıştı. Bunu da yapan AKP’dir” diyor. AKP’yi satıyor. “Ben yapmadım o yaptı” diyor. Halbuki asıl yapanlar kendileridir. AKP’de onlara ayak uyduruyor. Asıl projeyi yapanlar kendileridir. Belki AKP bir kesimi, kendisine muhalefet eden kesimi, hedef alıyor olabilir. Ama Perinçek ise aslında tamamını hedef alıyor. Ama sanki bunu yapan kendi değilmiş gibi, kendisi de bu işin içinde değilmiş gibi konuşuyor. “Bu yurtların hepsini devlete teslim edin ki bu yangınlar dursun” diyen, tüm yurtları tehdit eden, Aladağ’daki yurdun da kimler tarafından yakılmış olduğuna işaret eden, “Bunun devamı gelir” diye tehdit eden bir insan var ortada. Sanki bunları yapan hiç kendi değil, “Tüm tarikatların cemaatlerin kökünü kazıyacağız” diyen kendisi değil, “Türkiye tarikatlarin cemaatlerin ülkesi olamaz” diyen sanki kendisi değil, “Bu yurtların yanmasını istemiyorsanız yurtların hepsini devlete teslim edin” diyen sanki kendisi değil. 15 Temmuz gecesinde kaybolmuş bir helikopteri kendisine soruyorlar. Sanki sorulan kendisi değil. Kaybolan bir helikopteri Perinçek nerden bilir? Kendi röportajında var bu. Kendisi söylüyor bunu, “Filan kişi beni aradı, bana sordu” diyor. “Ben de bir generale verdim, ‘ona sor’ dedim” diyor. O general senin uşağın mı, senin yanında ne işi var o generalin? O general nereden bilecek kaybolan helikopteri? Kaybolan helikopter niye sana soruluyor?  Helikopter taksi midir, bisiklet midir de kayboluyor? Askeri helikopter, üzeri silah dolu. Sanki bunların hiçbirini o yapmamış gibi. “Hepsi ile mücadele ediyoruz, FETÖ’yü bitirdik, Furkancıları da hallettik, Süleymancılarla da mücadele ediyoruz” diye konuşan sanki kendisi değilmiş gibi diyor ki: “Tarikat ve cemaatlerin hepsini AKP şeytanlaştırdı.” Sanki kendisi yapmamış gibi. Bu ne demek? Aslında AKP’yi de satıyor demek. Yani bu şekilde AKP’yi de sattığını ifade etmiş oluyor. Bu işlerin arkasında kimlerin olduğu meydandadır, onunla beraber olanlar da bu işin içindedirler. Yalnız o değil, onunla beraber bu projeyi yürütenlerin hepsi de bu projeden mesuldürler.


Sunucu: Hocam, darbenin üç ayağı olduğunu söylüyorsunuz öyle mi? Darbeyi yapanlar, siyasi ayağı ve bir de derin ayağı.

Alparslan Kuytul Hocaefendi: Evet derin ayağı var tabii.

Sunucu: Hiç gündeme gelmedi.

Alparslan Kuytul Hocaefendi: Zaten derin oldukları için onlar kendilerini gündeme getirmezler. Zaten onların gücü buradan kaynaklanıyor. Derinlerin gücü derin olmasındandır, gizli olmasındandır, kendilerini hiç göstermemelerindendir. Ama aslında her şeyin talimatını onlar veriyorlar. Hükümetler hamaldır. Hükümetler yol yapar, lağam yapar, baraj yapar, enflasyonla uğraşır, herkes hükümete küfreder, sanayiyi ve tarımı  geliştirmek zorundadır. Refah seviyesini yükseltmek hükümetin görevidir. Bütün hamallığı hükümet yapar. Ama aslında hükümet sadece hamaldır, asıl patron; derin güçlerdir. Ve onlar kendilerini hep saklarlar. Onları bilenler bilir, bilmeyenler hiç bilmez. Halk onları görmez. Böylece halk onları suçlamaz, halk her zaman hükümetleri suçlar. Onlar gerçek güç sahipleridirler. Hükümetler onlarla mücadele edemezler. Çünkü gerçek güçleri yoktur. Onlardaki gerçek güçtür. Ellerinde silahlı güçleri vardır, o yüzden dediklerini yaptırabilmektedirler. İstihbarat bilgisine sahiptirler. Sürekli konuşulan, darbeyi yapanlar ve darbenin siyasi ayağıdır. Hiç derin ayağı konuşulmuyor.

Sunucu: Hocam Faruk Eren isimli izleyici, “Burada hedef cemaatler midir,  Müslümanlar mıdır?” şeklinde bir soru sormuş.

Cemaat Olmadan Ümmet Olunamaz. Cemaat, Ümmet Olabilmek İçin Bir Araçtır

Alparslan Kuytul Hocaefendi: Benim onlara söyleyeceğim şudur: Ümmet olmak istiyorsak, cemaat düşmanlığı yapmayalım. Bizi böyle aldatıyorlar. “Biz ümmetiz, cemaatler ümmeti bölüyor” diyerek aldatıyorlar. Aynısını mezheplere yaptılar. “Mezhepler ümmeti bölüyor” dediler. Halbuki mezhepler altı üstü birkaç tanedir. Ve herkes âlim değil, herkes müçtehid seviyesinde değil. Dolayısıyla eğer mezhepler olmazsa herkes bir kafadan konuşur, bilen de konuşur bilmeyen de konuşur. Bırakın müçtehit yapmayı, biz insanlara bir roman okutamıyoruz. O zaman ne olur? Bir buçuk milyar Müslüman, bir buçuk milyar görüş ortaya atar.

“Mezhepler bölüyor” diyenler aslında mezhepleri iptal ederek parçalamak istiyorlar. O zaman bir buçuk milyar parça olacağız. Herkes bir kafadan konuşacak. Hedefleri bu. Olay aynıdır.

Ben, “Cemaatler bölüyor, biz ümmetiz, ümmeti bölmeyin” diyenlere diyorum ki: Bakın; zaten ümmet, ümmet olmaktan çıktıktan sonra, ümmet dağıldıktan sonra cemaatler zuhur etti. İftira etmeyin. Bu gerçeği gözden kaçırmayın. Eğer gerçekten ümmet olmak istiyorsak, bunun yolu cemaat olmaktan geçiyor. Cemaat olamayanlar nasıl ümmet olacakmış? Cemaat ümmetin küçüğüdür. Zaten ümmet olsaydı, Müslümanların bir tane halifesi olsaydı; o zaman “Cemaatlere gerek yok” denilebilirdi. O zaman bile cemaatlerin yapacağı faaliyetler olur, o zaman bile cemaatler devletin yanlış gidişatı karşısında tavır koyabilirler. Fitne veya isyan çıkartmak manasında söylemiyorum ama devletin yanlışlarını ortaya koymak lazım çünkü onlar da insandır. Onların yanlış yapmamalarını sağlamak için.

İslam medeniyeti olsa, tek bir halife olsaydı bile yine de cemaatlerin yapacağı bir görev var. Mesela tarihte tarikatler yok muydu? İslam medeniyeti vardı ama tarikatlar yine de vardı ve bir görev yerine getirdiler.İslam medeniyetinde tarikatlar bir görev yerine getirdiği gibi cemaatler de bir görev yerine getirebilirler. Şimdi zaten İslam medeniyeti yok, İslam medeniyetine nasıl kavuşacağız? Bu tamamen kâfirin oyununa gelmektir. Akıllarını başlarına alsınlar, düşünsünler. Kimler bu fikri ortaya atıyor? İslam düşmanları, cemaat düşmanlığı yapıyorlar. Anlamaları gerekir. Demek ki cemaat bunların işine gelmiyor, demek ki cemaat İslam’a fayda sağlıyor. Anlamaları lazım. Bunlar neden parti düşmanlığı yapmıyorlar? Bir cemaatte en ufak bir hata oluverse onu her gün konuşuyorlar, partilerde-sendikalarda onun bin katı var. Kızılay’da, Yeşilay’da, devlet yurtlarında onun bin katı yapılıyor. Neden onları hiç gündeme getirmezler, hep cemaatlerin hataları konuşulur?

Eğer gerçekten ümmet olmak istiyorlarsa, cemaat olmadan ümmet olunamaz. Cemaat bir araçtır, amaç değildir. Ümmet olabilmek için bir araçtır. Peygamberimiz evvela bir cemaat meydana getirdi. Sonra bu, ümmete dönüştü. Büyüdü büyüdü ve ümmet meydana geldi. Peygamberimiz bir cemaat meydana getirmeden nasıl ümmeti meydana getirebilirdi ki zaten? Müslümanlar şimdi aynı yolu izlemek zorundalar. Bugün de ümmeti ayağa kaldırmak isteyen samimi insanlar, elbette ki bunun yolunun cemaat olduğunu anlamak zorundadırlar.

Peygamberimiz’in etrafındakiler önce üç beş kişiydi. Mekke’nin putperestleri ona da “Sen milletimizi bölüyorsun” diyorlardı. Peygamberimize de bunu söylediler. “Sen bizi bölüyorsun” dediler. Topluma hangi güçler hakimse, onlar farklı görüşleri bastırabilmek için, faaliyetlerini bitirebilmek için hep böyle itham etmişlerdir. “Siz toplumu bölüyorsunuz” vb. şeyler demişlerdir. Böylece o faaliyetler bitsin ve o hakim güçlerin saltanatı devam etsin. Müslümanlar bu oyuna gelmesinler. Yüz yıldan beri cemaat-tarikat düşmanlığı var ama 15 Temmuz’dan sonra bu çok hızlandırıldı. Birçokları bu tuzağa düştü maalesef. Algı operasyonlarından etkileniyorlar, rüzgardan etkileniyorlar. Rüzgardan etkilenmesinler. Kur’an’a baksınlar. Ben az önce size aklıma gelen bir kaç ayetten bahsettim, hadislerden bir kaç tanesini söyledim. Daha da çok var. Bunlara ilaveten aklî deliller de söylenebilir.

İslâm Düşmanları Fert Olarak Mı Çalışıyor Ki Siz Fert Olarak Onlara Karşı Mücadele Verebilesiniz?

Ben, cemaat karşıtı samimi müslümanlara bu soruyu soruyorum. Düşünmelerini istiyorum. Samimiyseniz düşünün. İslam düşmanları fert olarak mı mücadele veriyorlar yoksa topluluk halinde mi mücadele veriyorlar? Elbette ki topluluk halinde mücadele veriyorlar. Kimi parti şeklinde, kimi silahlı örgütler şeklinde, kimi devlet şeklinde, kimi devletler Avrupa Birliği gibi devletler şeklinde, devletler birliği, adeta bir ümmet şeklinde sizinle mücadele vermiyorlar mı? Siz bunlara karşı fert olarak nasıl mücadele edebilirsiniz? Fikirle mi? Fikir hiçbir zaman fiili kuvvetlere galebe çalamaz. Çünkü zaten karşındakinin fikri yok. Karşındaki sadece düşmanlık yapıyor. Onun zaten tam bir ideolojisi bile yok. Ordan burdan toplamış, yamalıklı bir ideolojisi var. Kendi ideolojisi bile olmayanlar size karşı fikirle mi mücadele ediyorlar? Siz onları fikirle mi mağlup edeceksiniz? Zaten bunların fikirleri mi var ki?

Tevhidin karşısında hangi ideoloji durabilir ki? “Allah’tan başka ilah olsaydı bu düzen, bu nizam olmazdı” Tevhid bunu savunuyor. Allah’tan daha iyi bilen olabilir mi? Allah’tan daha fazla yetki sahibi olan olabilir mi? Olamaz. Dolayısıyla hiçbir ideoloji tevhidin karşısında duramaz. O yüzden tevhide karşı bir fikir ileri sürmüyorlar, süremezler. Hiçbir ideoloji tevhidin karşısında dayanamaz. Ne sosyalizm ne faşizm ne demokrasi ne kapitalizm ne de diğerleri. Hiç bir ideoloji İslam’ın karşısında dayanamaz. Tevhidin karşısında durabilecek hiç bir ideoloji yoktur. O yüzden size karşı mücadele verenler fikirle mücadele vermiyor. Zaten siz ona “Allah mı daha iyi bilir siz mi?” dediğiniz zaman ne diyecek? “Allah mı daha yetkilidir insanlar mı?” dediğinizde ne diyecek? “Allah’ın dünyasında Allah’ın dediğinin olması gerekmez mi, dünya Allah’ın onun dediği olması gerekmez mi?” dediğiniz zaman ne diyecekler? O yüzden fikirle mücadele etmiyorlar, güçleriyle mücadele ediyorlar. Bastırıyorlar, zulmediyorlar, susturmaya çalışıyorlar. Olmazsa hapse atıyorlar, olmazsa öldürüyorlar. Siz bunlara karşı yalnız fikirle nasıl mücadele verebilirsiniz? Bu mantıklı mıdır?

Bir kişinin büyük faaliyetler yapması mümkün değildir. Bir kişi küçük faaliyetler yapar. Çalışkan bir insan olsa bile yapacağı şey küçüktür. Halbuki toplum ve dünya büyüktür. O halde büyük faaliyetler lazımdır. Büyük faaliyetler de toplulukla mümkündür.İslam düşmanlarının bu propagandalarından etkilenmesinler. Onlar karşılarında bir gücün meydana gelmemesi için bu algı operasyonlarını yapıyorlar. Bu müslümanlar anlamıyorlar mı?

İslam’ın bazı emirleri fert içindir, fert olarak yerine getirebilirsiniz. Bazı emirleri cemaat içindir, ancak cemaatle yerine getirebilirsiniz. Bazı emirleri devlet içindir, ancak devlet olursanız onları yerine getirebilirsiniz. Bazı emirleri de ümmet içindir, bir ulus devleti onu yerine getiremez, ümmet olduğunuz zaman yerine getirebilirsiniz. Fert için olan emirlere örnek olarak namaz ve oruç gibi emirler verilebilir. Bunları yerine getirebilmek için cemaate gerek yoktur. Şimdi cemaat düşmanlığı yapanlar, sürekli “Siz tek başınıza da İslam’ı yaşayabilirsiniz, cemaatlere tarikatlare ihtiyacınız yok, tek başınıza da olsanız iyi bir Müslüman olabilirsiniz” gibi yalanlar söyleyip duruyorlar.

Dinin bütün emirleri fertler için değildir, dinin bütün emirlerini fert olarak yerine getiremezsiniz. Namazı, orucu, zekatı, haccı yerine getirebilirsiniz ama dinin tüm emirleri bunlardan ibaret değildir. Mesela İslami faaliyetler yapmak, yeni bir nesil meydana getirmek dinin emri değil midir? Tek başınıza bunu yapamazsınız. Tek başınıza bir konferans bile yapamazsınız. Bir konferansta yüz kişinin emeği var. Konuşmacı çıkıp konuşuyor ama aslında yüz kişinin emeği vardır. Bir kermeste belki beşyüz tane kadının emeği vardır. İyiliği emredip, kötülükten nehyetme’ faaliyetleri tek başına olacak faaliyetler değildir. Tek başınıza yaptığınız şey küçüktür, bunun büyüğünü yapmamız topluluk halinde olunca mümkün olabilir. Demek ki İslam’ın bazı emirleri, İslamî faaliyetler yapmak, cihad yapmak gibi faaliyetler, topluluk olunca mümkün olabiliyor, tek başınıza olmuyor.

Yine İslam’ın bazı emirleri var ki, bunu da ancak devlet olduğunuz zaman yerine getirebiliyorsunuz. Allah-u Teâlâ ne demek istiyor? “Devlet olmalısınız” demek istiyor. “Devletiniz İslam olmalı” yani. Parçalanmaktan bahsetmiyorum, ayrı bir devlet meselesi değil devletinizin İslam olması. Yani o emirleri başka türlü yerine getiremezsiniz. Mesela haramların kaldırılması; Allah içkiyi, kumarı, faizi, zinayı ve benzeri haramları haram kılmış mı kılmamış mı? Haram kılmış. Bunları nasıl kaldıracaksınız? Allah’ın haram kılması demek ‘toplumda bunlar olmayacak’ demek, nasıl olacak bu iş? İslam’ın hükümlerini kabul etmeyen, haramı haram kabul etmeyen, haramı serbest eden bir devlet ile bu mümkün müdür? Değildir. Demek ki Allah, bu haramları haram kılmakla Müslümanlara ne demiş oluyor? “Devletiniz İslam olsun, İslam’a uysun”

Yine Kur’an’ın bazı emirleri var ki; bir ulus devleti, Müslüman bir Türk devleti, Müslüman bir Kürt devleti, Müslüman bir Arap devleti, Müslüman bir Fransız devleti yapamaz. Bazı emirleri yapabilir bazı emirleri yapamaz. Hangisini yapamaz mesela? Ancak ümmet olduğumuz zaman yapabileceğimiz emirler var. Bakın “Cemaat olmadan yapamayacağımız emirler var” dedim, şimdi diyorum ki, “Ulus devleti olarak da yapamayacağımız, yerine getiremeyeceğimiz bazı hükümler var.” Yani İslam da olsanız; ulus devleti iseniz, Müslüman bir Türk devleti iseniz yapamazsınız, o emri yerine getiremezsiniz. Mesela ne gibi? Enfal suresinde buyuruluyor ki: “Onlarla savaşın” Ne zamana kadar? “Yeryüzünde fitne kalmayana kadar ve din yani nizam, düzen Allah’ın dediği gibi olana kadar, Allah’a ait olana kadar, tamamı Allah’ın olana kadar, Allah’ın istediği medeniyet dünyada kuruluncaya kadar mücadele verin” Müslüman bir Türk ulus devleti bunu başarabilir mi? Tüm dünyada İslam medeniyetini kurmayı Müslüman Türkler başarabilir mi? Mümkün değil. Müslüman Kürtler? Hayır. Müslüman İranlılar? Hayır. Müslüman Araplar? Hayır. Hepsi bir araya gelip ümmet olurlarsa ancak o zaman olur. Demek ki Kur’an’ın bazı emirlerini fert yapar, bazı emirlerini cemaat, bazı emirlerini Müslüman bir ulus devleti olsanız da yapabilirsiniz ama bazı emirler var ki ancak ümmet olunca yerine getirilebilir. Bu gibi emirlerin olması neyi ifade ediyor?

Sonuç itibariyle Allah Azze ve Celle, ümmet olmamızı emrediyor. Ama bu nasıl olacak? Cemaat olmadan nasıl ümmet olacaksınız? Böyle bir şey mümkün değil. “Allah ‘Ümmetsiniz’ diyor, bunlar cemaat oluyorlar” diyorlar. Ümmet de topluluk demek, cemaat de topluluk demektir. Peygamberimiz evvela küçük bir topluluktu, sonra büyüdü ve ümmet oldu. Eğer bir cemaat, ümmet karşıtıysa; evet yanlıştır ama hedefi ümmet olmaksa, cemaati bir araç olarak görüyorsa doğrudur. Cemaat bir amaç değildir. Amaç, İslam’ın yeryüzündeki hakimiyeti ve ümmet olmaktır. Cemaat sadece bir araçtır ve bunun başka bir yolu da yoktur. Bugün 3 kişi bir araya gelemiyorlarsa, müslümanlar bir cemaat bile olamıyorlarsa nasıl ümmet olacaklarmış? Bu sadece hayaldir.

Tamamını izlemek için tıklayınız:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here