Tarikatlar ve Cemaatler Nasıl Bir Metot İzlemeli?

0
Tarikatlar ve Cemaatler Nasıl Bir Metot İzlemeli
Tarikatlar ve Cemaatler Nasıl Bir Metot İzlemeli

İslami Hareketin Lideri ALLAH Azze ve Celle’dir

Metot nedir? Cemaatlerin metodu ne olmalı, nasıl bir metot izlemeli? Bu noktada şunu da izah ederseniz memnun oluruz. Yani kadrolaşma işte devlete sızma tarzında cemaatler bu şekilde gündeme geliyor. Aleyhtarlık yapılırken bu şekilde yapılıyor. Bu da doğru mudur?

Bir cemaate ya da tarikattan hangisine katılacağına karar verirken bakılması gereken önemli bir husus da hareket metodudur” dedim. Hareket metodu, Kur’an ve sünnetten alınır. Maalesef bugün birçok tarikatın ve cemaatin gündeminde bile yoktur.

Hareket metodu ne? Beni dinleyenler eğer bu gibi tarikatlardan veya cemaatlerden iseler herhalde bu ne, diyorlardır. Hareket metodu ne? Onların bildiği hizmettir. Öğrenci evleri, yurtlar, okullar açmak; Televizyon, radyo vs. hizmeti biliyor. Ben ondan bahsetmiyorum.

İslam bir harekettir. Peygamberimiz bir hareket meydana getirmiştir. Ve bunun kırmızı çizgileri vardır. AllahAzze ve Cellebu hareketin komutanıdır. Peygamberimiz bile değildir. Kur’an-ı Kerim, Peygamberimize hitaben:“Ey Resulüm!Şöyle yap, böyle yapma” buyuruyor. O kâfirler şöyle istiyorlar, şöyle yapmanı arzu ederler öyle yapma şöyle yap. Bunlar neyi gösteriyor? Bu şekilde onlarca ayet var. Bütün bunlar bu hareketin komutanının aslında Allah olduğunu gösteriyor.Peygamberimiz bile özgür değildir.O bile hareket metodunu tayin edememektedir.

Kur’an-ı Kerim buyuruyor ki,Veddületudhin“. İstediler ki yumuşak olasın, yağcılık yapasın, alttan alasın, ılımlı olasın.Fe yudhinun“. O zaman onlar da öyle olacaklar.Önce senin yumuşamanı istiyorlar. O zaman onlar da sana karşı yumuşayacaklar.”FeletutimmukezzibinO kâfirlere, o inkâr edenlere itaat etme. Onların maksadı bu. Sen onların dediği gibi davranmayacaksın!”Festegim keme umir” “Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol.”Emrolunduğun gibi, kafana göre değil. Demek ki Peygamberimiz bile kendi isteği gibi bir hareket metodu ortaya koyamıyor, istediği gibi bir istikamet tutturmuyor, tutturamıyor. Böyle bir yetkisi yok.

Peygamberin yok da bizim olabilir mi? Ona bile Allah, emrolunduğun gibi, ben sana ne emrettiysem o şekilde, buyuruyor. Allah’ın demek ki böyle talimatları var.

Safların Ayrılması Hareket Metodunun Sonucudur

“Gul ye eyyuhelkafirun. Le eğbugu me teğbudun”“De ki Ey Kafirler! İtaat etmem itaat ettiklerinize, ibadet etmem ibadet ettiklerinize”“Lekumdinikumveliyedin” “Dininiz size dinim bana.”  Bakın, bu bir hareket metodudur. Allah safları ayırıyor.“Lekumdinikum”Dininiz size.” Ben sizinle bir yerde buluşmaya çalışmam. Benimle sizin aranızda sonsuz bir uçurum var.Bu tarafa geliyorsanız ‘buyrun gelin.’ Ben sizi İslam’a davet ediyorum.Ama ben o tarafa bir milim bile adım atamam.Çünkü bu bana ait değildir. Benimki Allah’tandır. Ben oraya bir adım atamam. Ama sizinki sizdendir ve siz bu tarafa geçebilirsiniz. Sizinki batıl benimki hak olandır. Ben o tarafa gelemem ama siz bu tarafa gelebilirsiniz. Böylece Allah(a.c), peygamberimizi onlardan uzaklaştırıyor, safları ayırıyor. Safların ayrılması; bu bir hareket metodudur. Böylece hakla batılı karıştırmıyor ve alttan almıyor. Biraz onlardan biraz bizden taviz olsun. Hayır, bunu kabul etmiyor.”Lekumdinikumveliyedin” Dinlerimiz ayrı; sizinki size bizimki bize. Ben size bir adım bile atamam. Davet ederim ama ben dinimden taviz veremem. Demek ki bakılması gereken bir husus budur.

Bütün Peygamberlerin Hareket Metodu: LÂ İLÂHE İLLALLAH’TIR

Gittikleri cemaatte peygamberlerin hareket metodu var mıdır yok mudur? Peygamberlerin hareket metodunun temeli nedir? Temeli;

Tüm peygamberler “Lâ İlâhe İllallah”diyerek başladılar. Başka bir dava öne sürmediler. Sancaklarında bir tek bu yazıyordu: Lâ ilâhe illallah. Hareketleri Allah adınaydı, Allah’ı savundular kendilerini değil. Kendi ırklarını, fakir fukarayı değil Allah’ı savundular. Allah adına yola çıktılar.Lâİlâhe İllallah” diyerek yola çıkınca o zaman kafirleri de Allah ile karşı karşıya getirmiş oldular.Allah’tan başka ilah yoktur, siz ilah değilsiniz. Siz otorite değilsiniz, otorite Allah’tır. O’nun dediği olmalıdır. İnsanlar sizin kullarınız değil, siz de Allah’ın kullarısınız. Siz de Allah’a itaat edeceksiniz. Böyle çıktığınız zaman onları Allah ile karşı karşıya getirmiş oluyorsunuz.’Tüm peygamberler bunu yaptılar. 

O zaman onlar Allah’a karşı gelmiş oldular, O peygambere değil. Allah’a karşı gelmiş oldular. Çünkü tevhide karşı geldiler. İşte Allah’a karşı gelince Allah, Müslümanlara yardım etti. Onları da helak etti.

Tüm peygamberler öncelikle tevhidle başlıyorlar. Allah adına yola çıkıyorlar. Sancaklarında bir tek tevhid yazıyor, başka bir şey yazmıyor. Tevhid onlara Allah’tan başka bir ilah bir otorite yok, herkes Allah’a itaat edecek diyor. Mesela diyelim ki Peygamberimiz zamanında o gün ki şartlarda ırkçılık revaçtaydı. Irkçılık yapmak suretiyle herkesi kendi yanına toplayabilirdi. Zaten sevilen ve tanınmış bir insandı. Eğer Arapların haklarını gündeme getirseydi  tüm Araplar dostu olurdu. Dostları çoğalır, düşmanları azalırdı. Arapların en güzel toprakları Bizans’ın ve İran’ın idaresi altındaydı. Bunu bahane ederek Arapları toplayabilirdi. Gelin topraklarımızı İran’dan ve Bizans’tan kurtaralım,diyebilirdi. Bu şekilde dostları çoğalır düşmanı azalırdı. Ya da sosyalizm gibi fakir fukara davası şeklinde ortaya çıkabilirdi. -Fakirler çoktur, zenginler azdır-Fakirleri yanında toplayarak dostlarını çoğaltabilirdi. Düşmanları azalır, dostları çoğalırdı. Allah-u Teâlâ onu bu yollara sevk etmedi. Davasını ahlak davası biçiminde ortaya atabilirdi. Ahlaklı bir toplum meydana getirelim diyebilirdi. O zaman toplumun ahlaklı insanları yanında yer alırdı. Dostları çoğalır, düşmanları azalırdı. Ateizme karşı bir hareket gibi ortaya çıkabilirdi. Allah’ın varlığını anlatan bir hareket, ateistlere karşı bir hareket gibi. Bu yolların hiçbirini izlemedi. O zaman davası Allah adına olmuş olmazdı. Allah’ın tek ilah olması, bunu savunması gerekiyor. Allah tek otorite olarak kabul edildiği zaman zaten Allah Arap’ın da hakkını verir, Türk’ün de verir, Kürt’ün de verir, fakirin de verir, zenginin de verir. Allah hepsinin hakkını verir zaten. Dolayısıyla peygamberlerin hepsinde bunu görüyoruz. Tevhidi öne çıkarmışlardır. O halde bugün bir cemaate bakılırken bu yönden bakılacak.

Tevhidin Ön Planda Olmadığı Yerden Uzak Durmak Lazımdır

Bir cemaatte tevhid ön planda mıdır değil midir? Eğer tevhid ön planda değilse oradan uzak durmak lazımdır. Demek ki peygamberi hareket metodu izlemiyor. Kur’an-ı Kerim’e baksınlar görecekler. Kur’an-ı Kerim’de anlatılan yirmi beş kadar peygamber hepsinin bu şekilde tevhidi bir söylemle başladığını görüyoruz. Bu birinci önemli noktadır.

İkinci nokta da hiçbir peygamberin dinden taviz vermediğini görüyoruz. O halde cemaatleri dinden taviz veriyor mu vermiyor mu bakmalılar. Müsamahakâr olabilirler ama taviz veremezler. Taviz nedir, müsamaha nedir?  Taviz, İslam’da bir şey farz veya haram ise o meselede geri adım atmaktır. Eğer farz yada haram değilse o meselede geniş davranmak müsamahakâr davranıştır.

Taviz haramdır. Ne farzlarda geri adım atabiliriz, terk edebiliriz ne de haramlarda geri adım atabilir o haramlara girebiliriz. İkisi de tavizdir. Bunu yapamayız.  Peygamberlerde taviz yok ama müsamaha vardır. Eğer Allah bir şey demediyse ve şartlara göre İslam’a aykırı değilse şartların gerektirdiği gibi davranılabilir. Ama o şey dinde farz yada haram olduğu halde onda geri adım atmak tavizdir. Mesela başörtüsü. Başörtüsünde geri adım atmak, başlarını açmaları böyle bir metot olamaz. Bu Kur’an’a muhalif, Peygamberlerin hepsinin ortak sünnetine muhalifliktir. Bu zamanda şöyle gerekir böyle gerekir gibi laflara da inanmasınlar. Peygamberlerin arasında binlerce yıl var. Nuh Aleyhisselam ile Peygamberimiz arasında on binlerce yıl var. Ama metot aynı metottur. Şartlar değişiyor, zaman değişiyor, toplumlar değişiyor, adetler değişiyor, krallar değişiyor ama metot değişmiyor. La ilahe illallah diyerek Nuh Aleyhisselam’da aynı şekilde konuşuyor Peygamberimiz de aynı şekilde konuşuyordu. Nuh Aleyhisselam’da dininden taviz vermiyor, Hz.İbrahim de taviz vermiyor, Musa da vermiyor, İsa da vermiyor, Peygamberimiz de vermiyordu. Bunda bir değişiklik yok. Metot hep aynı.

Cemaatlerinde tevhid, sancaklarında tevhid var mı yok mu? Sonra bakacaklar cemaatlerinde taviz var mı yok mu? Ona göre karar verecekler. Tabi bunları, bu konuda doğru karar verebilmek için de Kur’an’ı ve sünneti iyi bilmek icap eder.

Bazı cemaat ve tarikatlarda sapmalar oluyor. Biz bu sapmaları nereden bileceğiz?

Birçok cemaat ve birçok tarikat var. Kardeşim senin dinin bu. Sen bu dini öğrenmek zorundasın. İslami öğrenmek zorundasın. Kimlerle beraber olacağına karar veriyorsun. Sen biriyle evlenirken bile bakıyorsun, düşünüyorsun, taşınıyorsun, araştırıyorsun, ona buna soruyorsun. Birileriyle birlikte belki bir hayat boyu bir mücadele vereceksin. Belki o yolda onlarla beraber öleceksin. Belki beraber hapse atılacaksın. Belki o yolda paranı harcayacaksın. Belki üzüntülü günler geçireceksin, belki dayak yiyeceksin. Kimlerle beraber olacağına elbette ki kafa yorman lazım, Kur’an’a bi bakman lazım,kimlerle beraber olmalıyım, kimlerle olmamalıyım? Bu davanın temel prensipleri nelerdir? Hareket metodunun temel esasları nelerdir? Bunlarda bu var mıdır yok mudur? Bir sapma var mıdır yok mudur? Elbette buna karar verirken araştırma lazımdır.

Sunucu: Cemaat ve Tarikatların devlete sızmaları,‘işte o kadroları ele geçirelim’ şeklinde bir yol izlemeleri doğru mudur?  Birleştirirken az önce bunu sormuştum. Yani bunu bir doğru metot görmek, İslam’a bu şekilde hizmet etmeyi düşünmek.

Alparslan Kuytul Hocaefendi: Yıllardan beri Müslümanlara hep bunu söylediler. Peygamberi bu yüzden terkettiler. Devlete sızmalıyız, köşeleri kapmalıyız, sizin bu kafayla olmazdediler. Hâlbuki sizin bu kafa dedikleriniz tüm peygamberlerin Allah’tan aldığı hareket metodudur. Peygamberlerin de kafası değil sonsuz ilim sahibi Allah’ın onlara öğrettiği metottur. Onu hor gördüler, küçük gördüler, bu zamanda öyle olmaz, dediler. Böyle doğrudan doğruya mücadele olmaz, dediler. Adeta münafıklık yapmalıyız, dediler. Belki bu kelimeyi kullanmadılar ama aslında yaptıkları oydu. Kendilerini olduklarının dışında gösterdiler. Birçoğu Kemalist değil ama Kemalizm’e yemin ettiler. Laik değil ama laikliğe yemin ettiler. Devlete sızmalıyız, dediler. Şimdi gelinen noktaya bakın! Şu an herkes cemaatler, devletten elini çeksin, diyor. Ne oldu? Peygamberi metodun bir hikmeti de buymuş. O yol, başka yollarla devlete sızma, kendini olduğunun dışında göstermekle, ömür boyu taviz vererek gidiyor. Kendisi ve ailesiömür boyu taviz veriyor. Neymiş, devlete sızacakmış. Devlete sızıyorlar. Sonra ne oluyor? Sonuç fiyasko. Güya kendilerini saklıyorlar. Deve kuşu misali; kuma kafasını sokmuş görünmediğini zannediyor. Her tarafın meydanda senin! Senin halinden, davranışından belli, sen şu kesimden değilsin belli ki bu kesimdensin. Senin halinden bile belli. Bu kadar taviz verdiğin de boşa gidiyor. Karının da başını açtın, kızının da başını açtın. Yeri geldi namaz kılmadın, yeri geldi içki içtin, yeri geldi kadınla dans ettin, yeri geldi Laikliğe, Kemalizm’e yemin ettin. Sonuç ne oldu? İnsanlar bu yolu savunuyorlardı. Bizim gibilere bununla itiraz ediyorlardı. Bakın filanlar da cemaat falanlar da cemaat. Onlar sizin gibi yapmıyor, sizin gibi açık açık konuşmuyor. Sizin gibi dobura dobur değil. Onlar daha akıllıca daha kurnazca davranıyorlar. Bakın böylece büyüyorlar.

Sunucu: Doğru bir metot izliyormuş gibi

Alparslan Kuytul Hocaefendi: Onları bize örnek gösteriyorlardı. Onlara bakarak bizi eleştiriyorlardı. Şimdi ise herkes diyor ki ‘’cemaatler devlete sızmasın.’’ Ne oldu? Demek ki çok da akıllıca bir yol değilmiş! Strateji olarak da aslında çok da mantıklı değil. Sadece dini yönden değil strateji yönünden de istediğin kadar taviz ver. İçlerinden biri bir gün konuşuverdiğizaman -bin kişinin adını veriyor -bitiyor. Bugün görüyoruz zaten. Herkesten isim istiyorlar. İsim vermeyeni bırakmıyorlar. İlla isim vereceksin, gammazlayacaksın, ihanet edeceksin, şahsiyetinden olacaksın.

Tavizkar ve Korkak İnsanlarla Bir Hedefe Varılamaz

Kendini kurtarmak için onu bunu suçlayacak, iftira atacaksın. Bu şekilde şahsiyetsiz bir kitle meydana getiriyorlar. Bu yol, yol değildir. Güya bu gibi stratejilerle her tarafa sızılacaktı. Hâlbuki o zaman ne oluyor? Bir kere kişiliğimiz gelişmiyor. Bu yollarla sağlam, cesur bir kadro meydana gelmiyor. Renkten renge girmeye alışmış, bukalemun olmaya alışmış insan modelleri çoğalıyor.Erkek adamlar çoğalmıyor, cesur insanlar çoğalmıyor. Çünkü mücadele yok ve hep taviz vermeye alışmışsınız. Bu insanlarla nereye varılabilir ki? Sürekli taviz veren insanlarla hangi hedefe gidilebilir ki? Bu şekilde sağlam bir kadro meydana gelmez.

Ebu Bekirlerin, Ömerlerin öyle sağlam olmasında Peygamberi, Rabbani metodun payı büyüktür. Eğer Allah-u Teâlâ bu metodu emretmeseydi,Peygamberimiz de bu metodu uygulamasaydı ne Ebu Bekir, Ebu Bekir olurdu ne Ömer, Ömer olurdu. Eğer AllahAzze ve Celle kaypak olun, rengârenk olun, bukalemun gibi renkten renge girin, duruma göre davranın, taviz verin, onlardan gibi görünün deseydi vallahi sahabe, sahabe olamazdı.

İnsanlar Tevhidin Gerçek Manasını Bilmeden Ölüyorlar Neden Hocalar Anlatmıyor?

Diğer taraftan o zaman biz insanlara İslam’ı da anlatamıyoruz. Ama açık konuştuğumuz zaman herkes İslam’ı duyuyor. Herkes kendi kararını kendi veriyor. Bir an evvel insanlara İslam’ı ulaştırmamız lazımdır. Çünkü herkes ölümle karşı karşıya ve hergün insanlar aramızdan ayrılıyor. Bir taraftan ölüyoruz. Sürekli ölüm hadiseleri geliyor. O adam ölmeden evvel tevhidi duymalıydı. O da ölmeden evvel “Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalı” demeliydi. O da La İlahe İllallah’ı anlayarak söylemeliydi.Ölmeden evvel bilerek söylemeliydi. Ama bu tavizkar ve devlete sızma gibi metod ve stratejileri yüzünden insanlara İslam’ı da anlatamıyoruz. İnsanlar İslam’ı bizden duymadan ölüp gidiyorlar.

Hapishaneye gelen binlerce mektubun içinde yüzlercesinde diyordu ki ‘’Hocam ilk defa tevhidi sizden öğrendim. Allah’tan başka ilah yok demek ne demekmiş. Allah’ı teklemek, tek olduğunu söylemek ne demekmiş -sadece yaratıcı olarak tek zannediyordum- ben tevhidi sizden öğrendim. Allah’ın otorite olarak da tek olduğunu, kanun koyucu olarak da tek olduğunu ilk defa sizden öğrendim.’’ diyen yüzlerce mektup geldi. Gündelik hayatta da bugüne kadar beni görenlerden söyleyenler çok oldu. Neden, neden?  Tek hoca ben miyim? Neden diğerleri söylemiyor? Bu insanlar bir taraftan ölüyorlar.

Neden tevhidi açıkça ortaya koymuyorsunuz? Neden ‘devlete sızacağız gibi’ yöntemler izleyerek insanların İslam’ı anlamalarına engel oluyorsunuz. Neden gerçekleri açıkça dobura dobur ortaya koymadınız? İnsanlar ölüyorlar, ölüyorlar. Tevhide inanmadan ölüyorlar.

Tevhidin ne olduğunu bilmeden ölüyorlar. Bir kısmı La İlahe İllallah demeden ölüyor. Bir kısmı ne dediğini bilmeden söyleyip o şekilde ölüyor. Bunda hocaların ve cemaatlerin suçu yok mudur? Hep bu yöntemler yüzünden!  Dün çok akıllıca yöntemler olarak kabul edilen ve onlara dayanarak peygamberi metot terkedilmişti. Şimdi o yöntemler en çok kınanan, lanetlenen yöntemlere dönüştü. O zaman bizi anlamayanlar belki şimdi anlamaya başlamışlardır. Biz bunu otuz kırk yıldır anlatıyoruz.

Peygamberi metoda göre davranmalıyız. Kafamızdan metot ortaya koymamalıyız. Bu metot değişmez. Zamana göre değişen bir şey değil. La ilahe illallah, diyerek hareketin yola çıkması bu zamana göre değişmez ki. Dinden taviz vermemesi, zamanla, memleketle alakası yok bunun. Her zamanda her mekânda bu metot tatbik edilmesi mümkündür. Peygamberlerin arasında binlerce yıl olduğu halde metot değişmemiştir.

Buradan şunu anlamamız gerekir: Bugün de aynı metodu uygulamamız gerekir. Eğer metodu değiştireceksek o zaman biz laikleşmişiz demektir. Laiklik nedir? O, o zaman içindi. Bu, bu zaman içindir. Laiklik bu değil mi? O zamanınki bu zamana uymaz. Laiklik bu değil midir? O zaman sen de laikleşmişsin! O metot o zaman içindi, diyorsun bu zaman için değil diyorsan o zaman sen de laiksin! Laikliği kabul etmeyenler için söylüyorum. Laikliği kabul etmiyor aslında ama peygamberlerin metodunun o zaman için olduğunu söylüyor. Bu zamana ait olmadığını söylüyor. Dün çok akıllıca yöntemler gibi görünen bu yöntemlerin bugün fiyaskoyla sonuçlandığını görüyoruz. Ve herkes de bundan rahatsız oluyor. Aslında bugün hiç bir cemaate mensup olmayan onlarca milyon insan, cemaatlerin devlete sızmasından rahatsız oluyor. Neden?  Hani o çok akıllıca bir metottu?

Sunucu: Paralel yapı diye ithamlar da bu sebeple değil mi hocam?

Herkes Topluma İslam’ı Anlatsaydı Bugün İnsanlar Dinden Bu Kadar Soğumazdı

İsimler farklı olabilir ama o gün şunlardı bugün bunlar yarın başkaları. Sonuçta toplum, o cemaatten değilse bile bırakın hiçbir cemaate gitmeyen onlarca milyon insanı, başka cemaatler bile bir cemaatin devlette güçlenmesinden rahatsızlık duyuyor. Neden biz değiliz de onlar. Neden devlet bizleri seçmedi,onları seçti gibi. Hâlbuki herkes topluma İslam’ı anlatsaydı, köşe kapmayı bıraksaydı böyle olmazdı. Ve bugün insanlar cemaatlerden bu kadar soğumazdı.  Devlete sızanların çoğunluğunun İslam’ı hâkim kılmak gibi bir dertleri yok. Zaten bu yolla İslam hâkim falan olmaz. Aslında birçoğunun derdi kendi arkadaşlarına ihaleler vermek. Devlete sızanların çoğunluğu devleti daha İslamlaştırmak gibi bir hedef gütmüyor. Bu kadar yıldır devletin içindeler, devlette ne değişti?Hangi haram azaldı bu devlette? İçki mi azaldı kumar mı faiz mi zina mı ne azaldı? Çıplaklık mı azaldı ne azaldı? Lgbt mi azaldı, ateizm mi azaldı, deizm mi azaldı? Hepsi de çoğaldı. Tarikatlar ve cemaatler devletin içindeler. Niye azalmadı?

İslamcı İktidarda İyilikler Artmadı Kötülükler Azalmadı Ama Ceplerindeki Paranın Arttığı Bir Gerçek

Akp on sekiz on dokuz yıldır iktidarda hiçbir haram, niye azalmadı? Bunlarda kötülükler azalmadı iyilikler çoğalmadı. Ama ne çoğaldı? Ceplerindeki paralar çoğaldı bu bir gerçek. Altlarındaki arabalar lüks oldu. Evleri lüks oldu, daha şatafatlı yaşamaya başladılar. Aslında peygamberi metodu izleseler sıkıntı yaşayacaklar. Açıkça mücadele verecekler. İslam düşmanlarıyla karşı karşıya gelecekler. O zaman sıkıntı yaşayacaklar. Bırakın zengin olmayı var olan rahatlarını da kaybedecekler. O yüzden devlete sızmayı tercih ettiler. Ama bunu da İslami bir kılıfla örttüler. İslam için dediler. Hâlbuki bugüne kadar İslam’a bir faydaları olmamış. Ama kendilerine bayağı bir faydaları olmuş. Koca koca yurtlar yapıyorlar. Beş yıldızlı otel gibi de süslüyorlar. Lüks yapıyorlar ama içinden adam da çıkmıyor maalesef. Hangi yurttan kaç tane adam çıkmış? Çünkü böyle tavizkar metotlarla adam yetişmez ki! Rahatına düşkün göbekli hocalar çıkar, başka bişey olmaz. Bu yurtlarda talebe olan yarın hoca olduğu zaman o da kendi hocalarından gördüğü gibi göbekli tavizkar bir hoca olur. Şuanda peygamberi metodun terkedilmesinin sonuçlarını yaşıyoruz.

Cemaatler ve Tarikatlar | Alparslan Kuytul Hocaefendi ile Gündeme İslami Bakış

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here