Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Abdülhamid Gül’e Adalet Dersi!

0
Bunu başlığı Alparslan Kuytul Hocaefendi'den Abdülhamid Gül'e Adalet Dersi!
Bunu başlığı Alparslan Kuytul Hocaefendi'den Abdülhamid Gül'e Adalet Dersi!

Alparslan Kuytul Hocaefendi’ye, Adalet Bakanı Abdülhamid Gül’ün: “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.” şeklinde açıklama yapması üzerine ne düşündüğü soruldu. Furkan Vakfı binasının kapatılması üzerine Furkan Nesli Dergisi binasında Cuma tefsir derslerine devam eden Alparslan Kuytul Hocaefendi, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e seslenerek: “Yapılan bunca haksızlığa rağmen sen neredeydin bugüne kadar?” diyerek tarihi bir ders niteliğinde sert tepki verdi. Kendisine sorulan soru ve açıklamasının tamamı ise şu şekilde;

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Yargı konjektöre (varsayıma) bakmaz, birilerinin dediğine bakmaz; yargı dosyaya, vicdana, hukuka, anayasaya bakar. Bizim beklentimiz budur” sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alparslan Kuytul Hocaefendi: “Yeni Mi Fark Ettin, Hâkimlerin Baskı Altında Olduğunu?”

Nasıl değerlendirelim? Vallahi bunu dinleyince insan şunu düşünüyor; acaba bu bakan Almanya’nın bakanı mı, İsveç’in mi, Norveç’in mi, Danimarka’nın mı, nerenin bakanı? Bu ülkede özellikle son 4-5 yıldır insanlar ‘Adalet!’ diye bağırıyor. Yüz binlerce insana haksız işlemler yaptınız, milyonların gözünü korkuttunuz. Yargının bağımsız olmadığını, siyah gözlüklülerin hâkime gelip talimat verdiğini herkes çok iyi biliyor ve bakan sanki bunu daha yeni öğrenmiş gibi konuşuyor. Hâkimler, kimin ne dediğine bakmamalıymış, kanun ve vicdanlarına göre karar vermeliymiş. Yeni mi fark ettin, hâkimlerin baskı altında olduğunu? Yargıtay eski başkanlarından biri; ‘hâkimler, cüzdanlarıyla vicdanları arasında sıkışıp kaldılar’ demişti. Ben de hapse girmeden önce, ‘hâkimler talimat ile kanunlar arasında sıkışıp kaldılar’ demiştim. Bu bakan, yıllardır bakanlık yapıyor, bu sözleri yeni mi duyuyor? Hâkimler vicdanlarına göre karar vermeliymiş.

Ben soruyorum: Beni tutuklayan hâkim neye göre tutukladı? Saat 12.00’ye doğru dosya geldi. 20 bin sayfa dosya, 800 sayfa kadar da ifadeler var. Hâkim bunları bir saatte okudu, anladı, karar mı verdi? Açıkça kendisine liste verildi ve ‘şunları tutukla, şunları bırak’ dediler. Öyle mi değil mi? Öyle. Son gün sabaha kadar ifademizi aldılar, öğleye doğru dosyayı götürüp hâkime verdiler. Mahkeme saat 14.00’deydi. Hâkimin bu dosyayı bilmesi mümkün mü? Böyle bir ülkede adalet olabilir mi? Barolar birliği başkanı, yaptığı açıklamada aynen şunu söyledi: “Türkiye’de yapılan anketlere göre insanların %80’i yargıya ve adalete güvenmiyor.” O %20’de adliyeye yolu düşmediği için güveniyordur, yolu düşenlerin güveni kalmıyor. Halimiz budur.

Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Talimatla Hareket Edenlere: “SATILDINIZ!”

Bakanın bu konuşması şimdi neyi ifade etmektedir? Hâkimlere birilerinin talimat verdiğini itiraf etmiş oldu. Öyle zannediyorum ki devranın değişeceğini görüyorlar. Devran değişmeye başlıyor ve devran değiştiğinde, güç başkalarının eline geçtiğinde, herhalde kendilerini kurtarmak için; ‘zaten ben demiştim, zaten ben de rahatsızdım, zamanında şöyle de konuşma yapmıştım’ diyecekler. Ama bu dediklerine kimse inanmıyor. Kaç yıldır Adalet Bakanısın ve bütün zulümlerden sen sorumlusun. Bugün istediğin kadar günah çıkarmaya çalış, bu günahın altından kalkamazsın. Yüz binlerce insana zulmedildi ve sen seyrettin, şimdi bunları söyleyerek kurtulamazsın. Besbelli ki devranın değişeceğini görüyorlar, suçu hâkimlere ve savcılara atacaklar. Hâkimleri ve savcıları günah keçisi yapacaklar. “Biz demedik, hâkimler ve savcılar böyle yapmışlar, başkalarından talimat almışlar, bize ne, onlar suçludur” diyecekler. Emre göre karar veren hâkimlerin ve savcıların kulakları çınlasın: Satıldınız!

Yarın devran değiştiğinde; ‘biz yapmadık, hâkimler, savcılar yaptı’ diyecekler anlıyor musunuz? Yavaş yavaş herkes kendini kurtarma derdine düştü. Birer birer kaçıyorlar veya böyle açıklamalar yaparak, ben de rahatsızım gidişattan, diyorlar. Böylece kendilerini kurtaracaklarını zannediyorlar. Bir gün devran değiştiğinde; bu lafları söyleyenler, bu lafları söyledikleri için mahkemelerden kurtulamazlar.

Türkiye Tarihinde Görülmemiş Hukuksuzluklar Bu Dönemde Yapıldı! Sizin Döneminize Lanet Olsun!

Sizin bakanlığınız döneminde Türkiye tarihinde görülmemiş hukuksuzluklar yapıldı. Darbe dönemlerinde bile böyle olmadı.

Olağanüstü hâl kararnameleri ile zulmettiniz.

140 bin insanı yargısız infaz ettiniz, işten kovdunuz.

600 bin kişi hakkında işlem yaptınız.

215 bin kişiyi bylock kullanıyor diye suçladınız, bir ay sonra aynı MİT, raporunu değiştirdi 102 bine indirdi, sonra onun da 5 bini iptal edildi 97 bine düştü. O 97 binin de 11.480’i mor beyin meselesinden dolayı iptal edildi, haberlerinin bile olmadığı ortaya çıktı. Telefonlarına yüklenmiş haberleri bile yok. O şekilde 85 bine düştü.

Yani 600 bin kişi hakkında işlem yapıldı, sadece 80-90 bin kişi hapse atıldı, gerisinin sırf gözü korkutuldu. O 80-90 binin de 50-60 bini bırakıldı, birçoğu da beraat etti. 26 bin civarında takipsizlik ve beraat kararı var.

İşten kovulan, yaklaşık 46 bin civarında kişi geri işe alınmak zorunda kalındı. Haksız yere işten kovuldular ve lekelendiler. İşe alınmayanların da birçoğunun bir suçu-günahı olduğundan alınmıyor değil ama ‘bir defa biz senden şüphe ettik, artık suçun olmasa da alamayız’ diyorlar. ‘Senden şüphe ediyoruz’ diyorlar. Şüphe ile amel olur mu? Şüphe diyerek bu insanları işe almıyorlar. Bu insanların ne yiyip ne içtiği devletin umurunda değil. Bir ara Bülent Arınç, bunlarla ilgili bir-iki kelime söylemek istedi, dediğine diyeceğini pişman ettiler, her taraftan saldırıya geçtiler.

Beni niye hapse attılar? Sebeplerden birisi bu yapılan haksızlıkları ve zulümleri gündeme getirmemdir.

Lanetli Bir Dönem, Sizin Döneminize Lanet Olsun!

Onların projesine göre; onlar yapacak, vuracak vuracak vuracak vuracak ve kimse konuşmayacak. Kimse konuşmazsa, onlar daha rahat vuracaklar. Birileri konuşmaya başlayınca rahat vuramıyorlar. O yüzden benim gibilerini susturmaları gerekiyor. Bakın, bakanın kendisi de ‘Adaletsizlik var, hâkimler talimata göre hüküm veriyorlar. Vermesinler! Vicdanlarına ve kanunlara göre hüküm versinler’ diyor.Demek ki vicdana ve kanuna göre hüküm verilmiyor.

Devran değişiyor. Ben bu itirazları yaptığımda, mağdurları ve mazlumları savunduğumda destek vermeyenler utansınlar! Bu mazlumları ve mağdurları savunmayanlar utansınlar! Bu zulmü yapan hükümet ve derin devlettir. Hükümet kanadı şu anda bunu itiraf ediyor. Çok oy kaybettiğinin farkındalar, yargı reformu yapacağız, diyorlar. Tutuksuz yargılama esas olmalı, diyor.

Sayın bakan, “Sen beni 22 ay yatırdın, neden tutuksuz yargılamadın?” Tutuksuz yargılama oldu bitti esastır, ne reformundan bahsediyorsun sen? Zaten bu böyleydi, tüm dünyada böyledir. Açıkça ‘biz zulmettik, biz herkesi tutuklu yargıladık’ diyerek itiraf ediyorlar. Hâlbuki buna herkes itiraz etti. Bütün ilim sahipleri, bütün hukukçular böyle olmaz, dediler.

Soruda yazmamış, ben bakanın konuşmasını dinledim, ‘açılan dosyaların yaklaşık olarak %53’üne takipsizlik kararı veriliyor, diyor. Yani mahkemeye gerek görülmüyor. Dosyaların %47’sine mahkeme açılıyor, onun da %52-%53 civarı beraatla sonuçlanıyor. Toplamda %75-80 yapıyor. Yani 100 bin kişi hakkında emniyet ve istihbarat işlem yapıyor, hapse attırıyor ya da attırmaya çalışıyor, adamı lekeliyor, huzurunu bozuyor, gözünü korkutuyor, ailesini mahvediyorsa bunun 80 bini ya bu kadar baskı olduğu halde mahkemeye gerek görülmeden bırakılmış yani takipsizlik verilmiş ya da mahkeme olmuş ve beraat etmiş. Bakınız bakan bunu da söylüyor, ‘böyle olur mu?’ diyor. Elbette olmaz!

Sen bugüne kadar neredeydin? Hapistekiler her gün size beddua ediyor. Hapse girenlerin, hakkında işlem yaptıklarınızın hepsi size küfür ediyor. Yeni mi anladın da böyle olmaz diyorsun? Sen bakandın, bunlar senin döneminde oldu. Türkiye’nin tarihine geçtin! Senin döneminde olan zulüm, hiçbir bakanın döneminde olmadı!

Ben ne yapayım, mı diyorsun? ‘Ben de istemezdim’ mi diyorsun? İstifa etseydin! ‘Böyle olmaz’ deseydin! ‘Bu zulümdür’ deseydin! ‘Ben Adalet bakanıyım, adaleti sağlamakla görevliyim’ deseydin! ‘Adaleti sağlayamayacaksam ben bu koltukta oturmam’ deseydin! O koltuğu bıraksaydın! Yoksa o koltuğun seni bırakacağını mı anladın? Sen bırakmadın, şimdi o koltuk mu bırakacak seni yoksa? O yüzden mi böyle konuşmaya başladın?

Sen tarihe böyle geçtin! Bu dönem tarihe böyle geçti. Lanetli bir dönem, sizin döneminize lanet olsun, sizin şu 5-6 yıllık dönemlerinize lanet olsun! Memlekette ne adalet bıraktınız ne huzur bıraktınız, herkesi kendinden korkar hale getirdiniz. Şimdi hâkimi savcıyı suçluyor. Hâkim, savcı ne yapsın? Bir siyah gözlüklü geliyor, ‘hâkim bey bunların tutuklanmasını istiyoruz, şunların bırakılmasını istiyoruz’ diyor. Dediklerini yapmasın da görsün, ertesi gün Şırnak’a tayini çıkıyor mu çıkmıyor mu? Sen bu düzeni meydana getirdin, şimdi hâkimleri mi suçluyorsun? Hâkimler suçsuz mu? Elbette ki suçlu. Hâkim orada elini masaya koyacak, ‘burada hâkim benim’ diyecek. Hepiniz suçlusunuz!

Hazırlanan dosyaların %80’inin boş olduğunu kendisi bizzat söylüyor. Yarısına takipsizlik veriliyor, yarısına da beraat veriliyor. Lanet olsun böyle adalete, lanet olsun böyle raporlara, lanet olsun bu raporu hazırlayan istihbaratçısına, emniyetçisine! Bu vatanın belası mısınız siz? Bu milletin başına bela mısınız? Kendine devlet diyen vatan yiyicileri devleti böyle bitiriyorlar. Nasılsa sizin saltanatınız yerinde, bunun devam etmesi için de herkesi susturmanız gerekiyor. O yüzden damgayı vur, olsun bitsin. FETÖ’de, PKK’da hemen herkesi sustur. Bakan da çıkmış bunları konuşuyor, sanki yıllardan beri başkası bakandı da bu arkadaş yeni geldi.

Bakan Bile Bunu İtiraf Ediyor. Konuşmayan Cemaatlerin, Tarikatların, Susan Aydınların, Entelektüellerin Yüzü Kızarıyor Mu?

Zulme uğramayan öfkemin sebebini anlayamaz. Yalnız hapisten bahsetmiyorum, 6 buçuk yıldır, 2014’ün mayıs ayından beri, her gün bir olay… Her gün mü olur, her gün bir olay oluyor. Konferans iptalleri, coplu-gazlı müdahaleler, emniyete çağırmalar, mahkemeler, hapisler… Ve bakan böyle konuşuyor. O konuşmayan hocaların acaba yüzleri kızarıyor mu? Bakan bile bunu itiraf ediyor. Acaba o konuşmayan cemaatlerin, tarikatların ya da susan aydınların, entelektüellerin yüzü kızarıyor mu? Bunlar ne zaman konuşacaklar acaba? Bakan bile konuşuyor artık. Yargı reformu yapacağız, diyor. Cumhurbaşkanı da bunu söylemiş herhalde. Tutuksuz yargılama esas olacakmış, maşallah. Bu bin yıldan beri bilinen bir şey, yeni mi keşfettiniz? Hüküm verilmeden sen nasıl bir adamı hapse atarsın? Hadi delilleri toplamak için bir ay attın, bir ay sonra çıkar. Yıllarca adamı hapiste tutuyorsun. Bir sene sonra mahkemeye çıkartıyorsun. Lanet olsun senin adaletine! İnşallah başınıza gelir! Korkaklar ancak herkesin anladığı, herkesin konuştuğu zaman konuşmaya başlarlar. Herkes konuştuktan sonra konuşan, hoca değildir. Herkes konuştuktan sonra konuşan, entelektüel de değildir, aydın da değildir, hak taraftarı da değildir. Herkes konuştuktan sonra konuşan, korkaktır, cahildir. Haktan taraf değil güçlüden taraf olandır. Bugüne kadar konuşmayanlar, herhalde yakında ‘bakan bile böyle konuşarak kendini kurtarmaya çalışıyor, bari biz de böyle konuşalım da biz de böyle demiştik şöyle demiştik, böyle deriz’ diyeceklerdir. Herhalde onlar da yakında eleştirilere başlayacaklardır. Ama herkes olaylarla layık olduğu yere iner ya da yükselir. Bu susanlar, layık oldukları yere indiler, ne olduklarını gösterdiler. Haksızlık karşısında susanların hoca olmadığı, adalet taraftarı olmadıkları meydandadır. Mazlumdan taraf olmadılar, zalime bir şey demediler. Bunlardan ne cemaat olur ne hoca olur. Layık oldukları yere indiler. Bundan sonra konuşsalar da artık kıymeti yok.

Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e: “Sayın Bakan, Kimmiş Bu Gelip Hâkime Savcıya Talimat Veren Birileri?

Sayın Bakanımız ne demiş: “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun.” Maşallah. Sayın bakan, birileri gelip talimat veriyor, diyor. O birileri kim? Sen hâkimden, savcıdan cesur olmasını istiyorsun ya hani, evvela senden bir cesaret görelim, kimdir o birileri? Hadi bir söyle, kimmiş o birileri? Ağır ceza reisine kim gelip de talimat verebilir? Ağır ceza başkanları avukatla bile görüşmüyor. Avukat gidip bir şey soracak ‘görüşmek yok’ diyor. Mahkemede bir şey soruyor ‘yasak ben görüşmüyorum, benim prensibim böyle’ diyor. Ama o ağır ceza reisine; siyah gözlüğü takan, cebinde kimlik, belinde silah olan biri gidiyor. Erkekse onu ağırlamasın, kahve içirmesin. Erkekse, dediğini tutuklanmasın, bırak dediğini bırakmasın. Hele şunları bir açıkla sayın bakan, kimmiş bu gelip hâkime, savcıya talimat veren birileri? Sen hâkimden cesaret bekliyorsun, dinlemeyin diyorsun. Evvela sen cesur davran da şunları bir açıkla. Sen bakan olduğun halde korkarsan, hâkim korkmaz mı?

Siz, bu ülkeye derin devleti hâkim kıldınız. Devran değişirse bunun hesabını mahkemede verirsiniz. Ülkenin idarecileri, halkın seçtiği hükümettir. Kimse hükümete baskı yapamaz, mahkemelere baskı yapamaz ama yapmaktadır. Onlara bu gücü siz verdiniz. FETÖ diye diye, onlarla mücadele edeceğiz, diye diye bunları böyle güçlendirdiniz. Şimdi onlar sizin dediğinizden fazlasını yapıyor. Siz ‘vur’ dediniz onlar şu anda öldürüyor. Yeni gelen Amerika başkanı Biden, AKP hükümetini sevmeyen bir adamdır. Öyle zannediyorum ki; derin devlet, AKP hükümetinin devrilmesine ‘evet’ demiş olsa gerek. Seçime zorlayacaklar, darbe ile devirme değil seçime zorlayacaklar. Ekonomi daha kötüye gidecek. Biden, artık bu hükümetin seçim yoluyla devrilmesini istiyor. Zaten bunu açıkça ilan etmişti.

Türk derin devleti seçimden evvel Amerika gibi bir güç ile karşı karşıya gelmek istemez. Öyle sanıyorum ki hükümeti sattılar. Hükümet de bunun farkında ve şimdi tekrardan yönünü halka döndü. Halktan destek bekliyor ama o kadar zulüm oldu ki halkın da artık destek vereceğini sanmıyorum. Milleti ‘illallah’ ettirdiniz. Şimdi böyle yargı reformlarıyla falan filanla eski gücünüze kavuşabileceğinizi sanıyorsunuz da heyhat, geçti o dönem! Çok kalp kırdınız, çok nefret tohumları ektiniz, çok haksızlık yaptınız. Eğer derin devlet, Amerika ile karşıya gelmemek için sizi sattıysa, siz de bu strateji ile kendinizi kurtaracağınızı sanıyorsanız, bence aldanıyorsunuz.

Bu derin devlet birçok hükümeti sattı. Derin devlet için hükümetler hamaldır. Sizi müdür olarak kiralıyor sonra ‘işim bitti tamam, hadi git’ diyor. ‘Zaten başarılı da değilsin, senin için Amerika ile karşı karşıya gelmeyeceğiz’ diyorlar.

Nefret tohumları ektiniz, şimdi artık sizi kim savunacak? Yeniden toparlanmaya çalışacaklar. Herhalde ekonomide reform yapacaklarmış. Hatırlıyor musunuz, yaklaşık bir sene önce Erdoğan ne dedi? Ekonominin patronu benim, dedi. Yani ‘ekonominin patronu Berat Albayrak değil benim’ dedi. O zaman bugünkü krizden sen sorumlusun. Ama Berat Albayrak sorumlu olmuş gibi oldu. Onu gönderdiler, o günah keçisi olmuş oldu. O Albayrak’ı gönderiyor, suçlu o oluyor. Bakan, hâkimi savcıyı suçluyor, herkes bir altındakini “Ben yapmadım o yaptı” diyerek suçluyor.

Bakanının Görevi Bakmak Değildir, Bakanın Görevi Adaleti Sağlamaktır

Hatırlarsanız geçen Atatürk Parkı’ndaki basın açıklamasında, devran bir gün değişir ve bir gün bu kanunsuz işleri yapan müdürler mahkemelerde hesap verir, dedim. “Bana filan siyah gözlüklü emretti, desen de kurtulamazsın. Sen kanuna uymak zorundasın, kanunsuz talimatlara uyuyorsun” demiştim. Bakın aradan 10 gün geçti, nasıl değişiyor devran? Şimdi bakan bile, hâkimler savcılar ona buna bakmasınlar, diyor. Devran işte böyle değişir, herkes birbirini satmaya başlar.

İnsan, kendini Almanya’nın bakanını dinliyor gibi hissediyor. Sanki bu ülkenin bakanı değil, sanki bu dört beş yıldır bütün zulümlerden o sorumlu değilmiş gibi ne kadar güzel kendilerini sıyırıyorlar değil mi? İşte siyaset bu. Lanet olsun böyle siyasete! Siyaset bu değil, siyaset adalettir. Siyaset; memleketi güzel bir şekilde idare etme sanatıdır, insanları adaletle idare etmektir. Ama bu ülkede siyaset bu hale geldi. Yap yap yap yap… Sonunda ‘ben yapmadım filanlar yaptı’ deyip onları suçla. Sen demediysen bile yapılan zulümden sen sorumlusun çünkü sen bakandın. Bakanının görevi bakmak değildir, bakanın görevi adaleti sağlamaktır, müdahale etmektir. Bu millet yıllardır “Adalet adalet” diye bağırıyor.

Sayın Bakanım Her Şeyi Biliyorsun, Hepsine De Sustun. Artık Bu Saatten Sonra Ne Söylesen Boş!

Hatırlıyor musunuz, tam tarihini hatırlayamadım, ben hapisteyken veya daha evvel; cumhurbaşkanı, eğer bir ülkede ‘adalet adalet’ çığlıkları varsa orada bir sorun var, demektir sözlerine benzer bir cümle söylemişti. Yıllardan beri millet ‘adalet adalet’ diye bağırıyor. Siyah gözlüklüler geliyor, talimat verip verip gidiyor. Ben bunu size yıllardır bağıra bağıra söylüyorum, başkaları da söylüyor. Hiç mi çevrenizde size böyle söyleyen olmadı?

İkinci kez tutuklandığımda, hapisteyken; adını vermeyeyim, CHP’li bir milletvekili profesör beni ziyarete geldi. Aslında milletvekili, normalde istediği mahkûmla görüşebilir, o milletvekilidir ama lanet olasıca şu dönemde onu da kaldırdılar. Bir milletvekilinin gidip de bir mahkûmu görebilmesi, cezaevine girebilmesi için koskoca bakandan imza alması gerekiyor. O milletvekili bana, ben kimle görüşmek istesem beni bekletmezler hemen imza atarlar, gider görüşürüm, sizinle görüşmek istedim hocam bir haftadır beni bekletiyorlar, imzalamadılar. En son benim hatırıma imzaladılar çünkü bu bakanı ben siyasete soktum, dedi. Profesör da olunca imza atmak zorunda kaldılar, dedi. Ve ben bakanla görüşmeye gittim, dedi. Benimle ilgili bakanla görüşmeye gidiyor. Hani o birinci tahliyede geldiğimde, balkonda bir konuşma yaparken polis tomasının sirenlerini açmışlardı ya, siren sesleriyle benim sesimi bastırmaya çalışmışlardı ya, bu olay, siren sesi ile bir insanın konuşmasının bastırılmaya çalışılması dünya tarihinde bir ilkmiş. Ben bakanın yanına girdiğimde bakan da bunu izliyordu, dedi. Bakana anlatmış ‘evet ben de biliyorum olayı’ demiş. Bak Alparslan Kuytul’a böyle yapıldı, tahliye edildi, bir gece yatmadan geri tutukladılar. Balkonda iki kelime bir şey konuşacaktı, oraya gelenlere teşekkür edecekti. Yüzlerce polis ile evin çevresi savaş alanı gibi ve gelen insanların iki kelime konuşmasına müsaade etmediler, siren sesleri ile konuşmasını kestiler. Zaten video kaydında görünüyor, duyuluyor sesler. “Evet, biliyorum ben de izledim” demiş. Şimdi bu bakan gelmiş ‘tutuksuz yargılama esas olmalı, hâkimler, savcılar kimsenin lafına bakmamalı’ diyor.

Asıl mahkeme beni tahliye etti, dosya bomboştu, sırf susturmak için tutukladılar. Diğer mahkeme beni tekrar tutukladı. Bak senin bundan haberin var, polisin yaptığından da haberin var, siren seslerini de biliyorsun, her şeyi de biliyorsun, hepsine de sustun. Artık bu saatten sonra ne söylesen boş! Bu lafların mazlumların yüreğine su serpmez, bu konuşmalarla kimseyi rahatlatamazsın. Döneminiz lanetle hatırlanacak.

İzlemek İçin;

Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin güncel, siyasi, fıkhi, ilmi sorular hakkında vermiş olduğu cevaplara alparslankuytul.com resmi web sitesinden ulaşabilirsiniz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here