73 Bin Tl Ceza Kesilen Ramazan Brandaları İçin Yapılan İtiraz Reddedildi!

0

Alparslan Kuytul Hocaefendi Cuma dersi sonrası takipçilerinden gelen soruları cevapladı. Furkan Nesli Dergisine yazılan branda cezasıyla ilgili gelen bir soruyu cevaplayan Hocaefendi, mahkemeden çıkan kararı eleştirdi. “Ramazan ayında asılan “Hoş Geldin Ramazan Ayı” yazılı brandalarda Furkan Nesli dergisi logosu kullanıldığı için imtiyaz sahibine kesilen 73.000 liralık para cezasının kaldırılması adına yapılan itirazın reddedildiğini öğrendik. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklinde gelen soru üzerine açıklama yapan Alparslan Kuytul Hocaefendi bu zamana kadar asılan brandalarla ilgili böyle bir karar alınmadığını belirtirken kararın hukuk tarihi açısından bir facia olduğunu ifade etti. “Kararı okuyun; gülersiniz, gülersiniz. Diyor ki kararda -Türkçesi şu yani- “Siz bunu asmadığınızı ispat edemezsiniz, siz bunu asmadığınızı ispat edemeyeceğinizden bu cezayı uygun buluyorum.” Facia bu. Hukuk tarihinde bir facia. Mahkeme mi ispatlar, suç mu ispat edilir, suçsuzluk mu ispat edilir? Devletin geldiği noktaya bakın! Sen bunu asmadığını ispatlayabilir misin? Hayır ispatlayamazsın. O zaman ben de bunu böyle kabul ediyorum, diyor. Kafaya bakın.” Diyen Hocaefendi kararın geçersiz bir delile dayandırıldığını ifade etti. Alparslan kuytul Hocaefendi’nin bu soruya verdiği cevabın tamamı ise şu şekilde;

İspatlayın, Ben mi Bastırdım, Ben mi Astırdım?

Furkan Nesli dergisi olarak bu para cezasına itirazda bulunuldu. Hiçbir mahkememi bitirmeyenler 10-15 gün içinde hatta on günde mahkemeyi bitirdiler. İtiraz reddedildi. Hâkim göz göre hem kanunu hem vicdanını çiğnedi. Kanun var, kanun var! Yüz tane branda asılsa bir tanesine ceza verilir. Aynı yazıysa, aynı zamanda asıldıysa birine ceza verilir. Yargıtay’ın bununla ilgili içtihadı var. Kanun var. Hâkim bunu bilmiyor mu? Bile bile altı brandanın her birine cezanın en üst sınırından (12.133 lira) yaklaşık 73 bin lira ceza kesildi. Çok açık, bu mahkemeyi kazanmamak mümkün değil. Kanun var, bir tane ceza kesmek zorunda, bu çiğnendiği gibi ayrıca Furkan Nesli dergisi sahibi diyor ki “Bunu ben bastırmadım ve ben asmadım. İspatlayın, ben mi bastırdım, ben mi astırdım?”  Beni sevenler ya da sevmeyenler asmış olabilir. Benim düşmanlarım da yapmış olabilir, dostlarım da yapmış olabilir. İspatla kim astı? Hani branda asmak suç değildi. Sen suç diyorsan bu kadar ağır bir ceza verilmez. Bunun cezası 300 liradan başlıyor.

Hukuk Tarihinde Bir Facia! 

Bugüne kadar herkes asmış ve kimseye de ceza kesilmemiştir. Konferanslarda da asılırdı, başkaları da asıyor, milletvekilleri de asıyor, Belediye Başkan adayları da asıyor. Çoğu da izin almadan asılıyor ve bunlar da hoş görülüyor sonra vakti geldi mi toplanıyor, oluyor bitiyor. Tamam, anladık sen düşmansın, ceza vereceksin de en yüksek sınırdan veriyorsun, her brandaya ayrı bir ceza veriyorsun ve asan adama ceza vermiyorsun. Orada Furkan Nesli dergisinin amblemi var diye onu “Sen astın.” diyorsun.

Kararı okuyun; gülersiniz, gülersiniz. Diyor ki kararda -Türkçesi şu yani- “Siz bunu asmadığınızı ispat edemezsiniz, siz bunu asmadığınızı ispat edemeyeceğinizden bu cezayı uygun buluyorum.” Facia bu. Hukuk tarihinde bir facia.  Mahkeme mi ispatlar, suç mu ispat edilir, suçsuzluk mu ispat edilir? Devletin geldiği noktaya bakın! Sen bunu asmadığını ispatlayabilir misin? Hayır ispatlayamazsın. O zaman ben de bunu böyle kabul ediyorum, diyor. Kafaya bakın.

Bu Olay Hukuk Tarihine Geçer!

Hukukta suç ispat edilmez mi? Savcısı, hâkimi, emniyeti suçu ispat eder, ona göre ceza verilir. Yani ispat etmiyor, diyor ki “Sen suçsuzluğunu ispat edebilir misin? Suçsuzluğunu ispat edebilir misin? Edemezsin.” O zaman ben seni suçlu kabul ediyorum.” diyor. Böyle bir şey olabilir mi? Mesela adam kendisinin katil olmadığını ispatlayamıyor ama katil olduğuna dair hiçbir delil yok. Ne şahit ne de başka bir delil yok. Hâkim ona diyor ki “Sen katil olmadığını ispatla.” Şimdi bu olacak şey mi? Savcı, katilin katil olduğunu ispatlar. Adam nasıl suçsuzluğunu ispatlasın? Yok ispat edilemez, var ispat edilir. Kişi suçu işlemişse savcı onu ispat eder. Yani facia facia.

Türkiye’nin geldiği nokta. Bunları yapanlar gerçekten akıllarını peynir ekmekle mi yemişler? Yoksa sırf Türkiye’yi kötü göstermek için kasten mi yapıyorlar? Bunlar facia, gerçekten facia. Tarihe geçecek olaylar bunlar. Yani hukuk tarihine geçer bu olaylar. Başkasının konuşmasından ötürü bana dava açılıyor. Beni mahkemeye çağırıyorlar. Orada fotoğrafımı çekeceklermiş, ses kaydı alacaklarmış. Sanki benim hiç fotoğrafım yok internette, hiç videom yok, o konuşan kişiyle benim aramda 20 yaş fark var. Saçı sakalı simsiyah bir genç, üç sene evvelki konuşma. Benim halim meydanda ve üç sene evvel saçım, sakalım herhalde siyah değildi değil mi? İnternette yüzlerce video var. Göz göre göre vatandaşla alay eden, zulmeden bir devlete dönüşüyor. Göz göre göre. Videoya bakıyor, bana bakıyor; buna rağmen “Fotoğraf çekelim, ses kaydı alalım, Ankara’ya gönderelim, adliyede ses kaydı yapılabiliyor”. diyor. Fotoğrafı çekiyor, “Ses kaydı için emniyete git.” diyor.” Hâlbuki orada da memurlar var, orada da yapılabiliyor. “Emniyete git, gel, yorul.” diyor. Ben gider gelirim, bir şey olmaz da Allah sonunda senin belanı verecek, bu yanına kalmaz. Bu kadar olmaz. Göz göre göre sen zalim olmuşsun. Konuşanın kim olduğu belli, ismi de belli, cismi de belli, her şeyi belli. Aramızda 20 yaş fark var, bana böyle yapıyor. “İşte biz böyle yaparız, sen bizimle uğraşamazsın.” diyor. Doğru, ben seninle uğraşamam da Allah senin hakkından gelmeyi bilir. Sen Allah’ı unutmuşsun Allah’ı.

Hep beni hesaba katıyorsun, benim ne gücüm var? Ben ne yapabilirim sana? Ama ben mazlumum, ben beddua ettim mi benim bedduamla Allah arasında perde yok! Bunu da hesaba katıyor musun sen? Hadiste Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Zulme uğrayan herkes mazlumdur. Her bir mazlum beddua ettiği zaman Allah ile mazlumun duası arasında perde yoktur. Mazlum beddua ettiğinde arş titrer.” Ama Allah şimdilik mühlet tanıyor, sen sonunda göreceksin. Sen şu anda istediğini yapıyorsun.

Hiçbir mahkememizi bitirmeyenler 10 günde mahkemeyi bitirdiler. Ve hiç mahkeme olmadan mahkeme bitti. Mahkeme olmadan, biz mahkemeye gitmeden… Nasıl mahkeme ben anlamadım! İdari mahkemede görülüyor. İdari mahkemelerde- bilmiyorum- kişiler çağırılmıyor mu? Hâkim çağırmadan mı karar veriyor, o usulü bilmiyorum, biz mahkemeye gitmedik. Mahkemeye çağırılmadık, mahkeme bitti. İdari mahkemelerde böyle bir usul olabilir, tam bilemiyorum. Ama Sen Bana Savunma Hakkı Vermeyecek Misin?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here