Provokasyon İftirasına Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Cevap!

0

Değerli kardeşlerim bir Ramazan Bayramı’na daha ulaştık, Elhamdülillah. İslam tam bir medeniyet olduğu için hiçbir eksiği yoktur, olmamaktadır. Elbette ki bir medeniyetin içerisinde bayramlarda olur.

Medeniyetin kâmil olması; Bayramı’nın da olması ile mümkündür. Efendimiz Sallallahu Teâlâ Aleyhi ve Sellem Medine’ye hicret ettiğinde, Medinelilerin başka birtakım bayramlar kutladığını görmüştü. ‘Allah size onların yerine iki bayram nasip etti’ dedi. Yani ‘olması gereken bayramı kutlayın, kutlanmaması gerekeni kutlamayın’ demek istedi. Bunlardan biri Ramazan Bayramı diğeri de bildiğiniz gibi Kurban Bayramıdır. İlginç olan şu ki Bedir zaferi bayram olarak ilan edilmemiş, Hendek zaferi bayram olarak ilan edilmemiş, Hayber’in fethi bayram olarak ilan edilmemiş, Tebük seferi gibi büyük bir sefer bayram olarak ilan edilmemiştir. Yani bu gibi askeri zaferler bayram olarak ilan edilmemiştir. İslam’da insanın kendi nefsini terbiye etmesi bayram olarak kabul edilmiştir. Ramazan Bayramı var, Bedir Bayramı yok. Ramazan Bayramı var, Hendek Bayramı yok. İnsanlara, ideolojilere baktığımızda ideolojileri ve askeri zaferleri bayram olarak kabul ediyor.

Birçok devlette ki bütün bayramlara baktığınızda biraz savaş üzerine kurulmuş, hepsi ya askeri başarıyla alakalı olarak ya düşmanın kovulması ya da vatanın kurtuluşuyla alakalıdır. Çünkü devletlerin, ideolojilerin insanın nefsini terbiye etme gibi bir hedefi yoktur. İnsan nefsini terbiye etmeyen devletlerin, ideolojilerin onlar böyle bir hedefi yoktur. Yani insanı insan yapma diye bir hedefi yoktur. Tek hedef başarı ve zaferdir. İsterse gayri insani yollarla olsun, yeter ki zafer olsun. O yüzden başarılı olamıyorlar. İstedikleri kadar okullar açsınlar yine sonuçta insanı terbiye edemiyorlar. Çünkü nefsi terbiye etmenin yollarını Allah bilir ve insanlar bunun yolunu Allah’tan öğrenmelidir.

Nefsi terbiye nasıl olur?

Peygamberimize, Kur’an’a bakalım anlarız, ne şekilde terbiye etti. Allah ve Rasulünün yolu izlemek istemiyorlar. Çünkü o zaman nefislerinin istediklerini yapamayacaklar, oysa onlar nefislerine uygun yaşamak istiyorlar. Nefsi niye terbiye etsin ki… Onun tek arzusu nefsin arzularını yerine getirmektir. Böyle olunca zaten nefsi terbiye etmek diye bir derdi de olmuyor.

İslam’a bakıyoruz, İslam’a göre; Ramazan’ın sonunda bir bayram yapılmalıdır. Neden? Çünkü nefsini terbiye etmek için 1 ay oruç tutmuş dolayısıyla Allah Azze ve Celle bu insana böyle bir bayram hediye ediyor.

Sen nefsini terbiye etmeye çalıştın. Az yedin, belki az uyudun, belki az konuştun ben de buna karşılık sana bir bayram hediye ediyorum. Evveli rahmet; Ramazan ayında rahmetten istifade ettiğini, ortası mağfiret; günahların bağışlandığı ve sonu da cehennemden kurtuluş, o halde bayram edebilirsin.

Bayram Kültürünün Yok Edilmek İstendiği Bir proje Var!

Din Düşmanları, Dinden Kaynaklı Olan Kültürü Bitirmek İstiyorlar!

İşte Allah katında Bayram; Rahmete ulaşmak, mağfirete ulaşmak, cehennemden kurtulmaktır. Bayram bu fakat böyle bir Bayramı öldürmek istiyorlar. Bugün (22.05.2020) sokağa çıkma yasağı yoktu değil mi, işte bu gece başlayacak. Bugün ile pazar günü arasında ne fark var? Ben eğer bayramlaşacaksam, ailemle de arkadaşlarımla da bugün de bayramlaşırım. O halde pazar gününü yasaklamanın, sokağa çıkma yasağı ilan etmenin manası nedir? Ben anlayabilmiş değilim. Bayramlaşmayı engellemek ise insanlar cumadan da bayramlaşır, Çarşamba’dan da bayramlaşır. Bence Bayram kültürünü yok etmek istiyorlar. Çok iyi biliyorlar ki birçok insan cuma gününden bayramlaşacaktır. Çarşamba günü bayramlaşacaktır ama olsun diyorlar. Böyle böyle, böyle böyle Bayram kültürünü yok edeceğiz, diyorlar. Din ile uğraştıkları gibi, dini yok etmeye, dini unutturmaya, dini bozmaya çalıştıkları gibi aynı zamanda dinden kaynaklı kültürü de öldürmek istiyorlar. Çünkü bu kültür sonuçta Müslümanların kültürüdür. Bayram elbette İslami bir değerdir ve Müslümanların da kültürü halini almıştır. Bayramda ziyaret; resmi dinin illa da emrettiği, farz kıldığı bir şey değil ama akraba ziyareti normal şartlarda farzdır. Bunun bayramını da yapman şart değildir. Sadece sıla-i rahim normalde farz olan bir şeydir. İnsanlar bunu her zaman yapabilirler ama bunu bayramda yapmak daha da uygun olmaktadır. Bayramda yapmayacaksın da başka zaman da yapacaksın. Bu da çok mantıklı değildir. Yani insan bayramda da sila-i rahim yapar, başka zamanda da yapar. Bayramda yapmamak mantıklı değildir. Bu bir kültür olmuş… Tarih boyunca Müslümanlar; bayramı bu şekilde ziyaret ile geçirmişler. Şimdi böyle bir virüs bahanesiyle köklü bir tarihe uzanan bu kültürü ortadan kaldırmak istiyorlar. Hem dinin bir parçası hem de Müslümanlar onu kültür haline getirmişlerdir. Yani bayramda şeker vermek vb. bu da işin kültür kısmı, din ile alakası yok ama bunun dine aykırı bir kısmı da yok, dine uygun ama dinin bir emri de değildir. Bir din var, bir de kültür var, örf var. Örf eğer dine uygun ise kabul edilir ve bu da dine uygundur. Tarih boyunca da bu şekilde uygulanmıştır. Din düşmanları dinden kaynaklı olan kültürü bitirmek istiyorlar. Vitrinde görülen, namaz kılan vb. bazı idarecileri kullanarak, yalan raporlarla, gerekirse şantajlar yaparak bu kültürü bitirmeye çalışıyorlar.

Temeli Korkutma Üzerine Kurulmuş Bir Proje Var!

Bakın minareler arasındaki mahyalar da ‘Hoş geldin Ramazan’ yazardı. Ayetler, hadisler yazardı. Neden yok? Bu da mı virüsten kaynaklanıyor? Bir proje var. Buna inanan inanmak istediği için inanıyordur. Gerçeği gördüğü zaman mücadele etmesi gerekecek, o yürek olmayınca inanmak istiyor. İnsanlar yüreksiz, önüne konan yalanlara inanır, inanmış gibi yapar, ötesini düşünmek istemez.

Canım virüsle mi kavga edeceğiz, diye düşünürler. Tabii birtakım önlemler alınmalıdır. Virüs ile kavga edelim, diyen de yok. Ama bu işin her tarafı hile hurda…

Bir kere bu virüs denilen şey hakkında 20 yıl önce, Yaklaşık 2000 yılında kitap yazılmış. 2005 yılında Türkçe’ye tercüme edilmiş ve basılmış. Bu kitapta ‘2020 yılında bir virüs çıkacak ve insanlar yollarda maske takacak’ diyor. Şimdi 20 sene sonrasını Allah’tan başkası bilemeyeceğine göre; demek büyük devletlerin böyle bir projesi var, bu planlı bir şeydir. Yoksa bu bilgi nerden bilinsin? Bundan 5 yıl önce de Bill Gates denilen dünyanın en büyük zenginlerinden olan bu şahıs bir konferans salonunda covid-19 un fotoğrafını gösterdi ve ‘işte böyle virüsler çıkabilir’ dedi. Meğerse o sırada dünyayı tehdit ediyormuş ama kimse anlamamış… ‘Buna karşı aşı geliştirmek lazım’ dedi. Bundan 15 gün kadar önce de ‘7 milyar aşı lazım’ dedi. Herhalde aşı sektörüne girecek… Benim bildiğim bilgisayar sektöründeydi, herhalde aşı sektörüne girecek ki sağlık sektörüne yatırım yapıyor. Bir proje olduğu meydandadır. Bu projenin temeli korkutma üzerine kurulmuştur.

‘Dünyayı korkutacağız. Çok büyük bir tehlike geliyor’ diye göstereceğiz. Bununla hedef ne? Şu anda benim bildiğim ve görebildiğim kadarıyla; ileride daha başka şeyler de olacaktır:

Birinci hedef; devletlerin ekonomilerini felç etmek ve bu başladı. İşsizliği artırmak, üretimi düşürmek ve şu anda bilhassa zayıf devletler daha da zayıflamış durumdalar ve bu da gerçekleşti

İkinci hedef; İslami faaliyetleri, toplumsal faaliyetleri, sosyal faaliyetleri bitirmek ve şu anda bu gerçekleşiyor. Birçok cemaat hepsi bırakmış durumda, insanlar buna inanmak istiyorlar. Sosyal faaliyetler bitirilmeye çalışılıyor, o yüzden sürekli bir yalan uydurdular ki bir araya gelmeyin. Yani düşündüler, insanların bir araya gelmesini ne ile engelleyebiliriz? Bir salgın hastalıkla, gayet mantıklı bir yol. Başka bir şey deseler insanlar inanmaz ama salgın olunca, herkes sağlığını düşünüyor. Böylece komşu komşuya bayramlaşmaya gitmeyecek. Sosyal hayatı bitiriyorlar, herkesin tek kalmasını sağlıyorlar, insanlar ferdi bir hayatı yaşasın istiyorlar. Çünkü bir araya gelenler; onların başına bela oluyorlar. O yüzden bir araya gelmesinler isteniliyor. Dünyada artık özgürlükler fazla bulunuyor. Demokrasiye inanmıyor, fazla buluyorlar. Demokrasinin verdiği özgürlükleri azaltmaya karar vermiş görünüyorlar.

Bir diğer hedefleri de aşı satmaktır. Ama bu aşı da nasıl olacak, aşıya güvenilir mi? Bu aşının içine bir şey koyacaklar mı? Bu da soru işaretidir. Şimdi böyle bir oyun ile karşı karşıya olduğumuza göre ve 20 yıl önceden bu belli olduğuna göre mutlaka bunun hedefleri de vardır. Hedeflerinin birkaç tanesinden bahsettim.

O halde buna inanmamak, inanmamak derken böyle bir virüs olabilir ama normal grip virüsünden daha tehlikeli değil, onu kastediyorum. Yani bu benim uzmanlık alanım değil, o virüsü incelemiş de değilim, virüs olabilir ona bir şey demiyorum. İstatistiklere göre; dünyada gripten ölen insan 700 bin ile bir milyon arası, bundan ölen insan en son kaç oldu 3-4 yüz bin civarında… Son günlerde bakmadım ama 300 bin küsürdü sanıyorum. Dünyada gripten ölen insan bundan iki kat daha fazladır. Eskiden bu kadar panik, gürültü yoktu. Bu işte bir iş var. Mahyalar neden açılmıyor?

Devletin demesi gereken şey şudur: bir araya yaklaşmayın diyebilir ama hiçbir şey yapmayın, hayatı durduralım, diyemez. Ben zaten anneme sarılacaksam ‘sen ister izin ver ister izin verme’ ben anamı düşünmüyorsam zaten sarılırım. Yani ben, kendimden şüphe ettiğim halde anneme bu virüsü bulaştırırsam o zaten benim kendi sorunum. Sen bunu nasıl engelleyebilirsin ki?

O yüzden devletin yapması gereken şey eğitimdir. Devlet anlatır ve der ki ‘böyle böyle davranmayın, şöyle şöyle davranın, böylece bu virüsten daha erken kurtulalım’ diyebilir. Bunu kabul ederiz.

Dört Kişi Ayrı Ayrı Kılarsak Sorun Yok, Bir Kişi Öne Geçip İmam Olduğu Zaman Yasak!

Ama işin ilginçliğine bakın; Dört kişi ayrı ayrı namaz kılarlarsa 1-2 metre mesafe ile sorun yok, birisi öne geçip İmam olursa, cemaat ile kılarlarsa sorun varmış ve o sırada virüs hemen vücuda hücum edermiş. Ayrı ayrı kılarlarsa virüs gelmiyormuş, birisi imam olduğunda virüs geliyormuş, o yüzden cemaat ile namaz yasakmış. Şimdi bunu anlayabilen varsa bana anlatsın. Ben bunu anlayamıyorum.

Dört kişi ayrı ayrı kılarsak sorun yok, bir kişi öne geçip imam olduğu zaman yasak! Benim bundan anladığım; Müslümanların toplu olmasını engellemek, cemaat halinde faaliyet yapmalarını engellemek bunun başka bir izahı yok. Varsa bunu açıklayacak bir süper güç, süper zekâ anlatsın da anlayalım.

Dört kişi ayrı ayrı kılarsak sorun yok, mesafeliysek ama yine mesafeyi koruyarak bir kişi geçip imam olduğunda sorun başlıyorsa senin başka hedefin var demektir. Senin bir planın var demektir. O da gayet açık meydandadır. Müslümanların yani bırakın böyle toplumun bütün sorunlarıyla ilgilenen bir cemaat çalışması yapmayı, tevhidi anlatan bir cemaat çalışması yapmayı, bunlar aslında camii cemaatine bile razı değiller.

Camii cemaatine bile razı olmayan bir güç, memleketi ele geçirmiş vaziyettedir. Bunlar ne diyorlardı: En güzel cemaat, camii cemaati! Camii cemaatinden de razı değiller aslında!

İmam Mikrofonla, Sesli Kur’an Okursa Virüs Bulaşır mı?
Mikrofonun Sesi Açık Olunca Virüs Bulaşır mı?

Sesini çıkarmayan Müslümanlar, sesini çıkaranlar sayesinde İnşallah bir 15 gün daha önce camiye gidebilecekler. İstifade etsinler. Onlar sesini çıkarmamaya devam etsinler, inanmaya devam etsinler, safa yatmaya devam etsinler. Bakın bugün birşey duydum. Bir profesör: Bu ayın (Mayıs) yirmi dokuzunda kısmen Camilere izin verilecekmiş, camiler açıldığı zaman (İslam düşmanlığa bakın! Projeye bakın! Maksada bakın!) İmam sesli okumamalı, mikrofon kullanılmamalı, mikrofon olsa da az açılmalı diyor! Bak! Bak! Bak! İbadete o karar veriyor! Neden? Herhalde biraz fazla açınca virüsler hücum edecek! Bu adamların niyeti meydandadır. Bunlar cemaat çalışması tarzında namaz olmasın, cemaat tarzı her şey bitsin istiyorlar.

Son birkaç yıldır FETÖ FETÖ diye diye cemaat düşmanlığı aşıladılar. Şimdi o cemaat düşmanlığı artık epeyce oturtuldu. Şimdi sıra namazdaki cemaate geldi. Hadise bu… Düşünün ne kadar haince bir plan… Planlara bakın; İmam sesli okumamalıymış! Adam hayatında camiye gitmemiş herhâlde… İmam cemaate doğru dönüp de okuyor, zannediyor galiba… İmam zaten kıbleye doğru dönüyor, karşısında duvar var. İmamın ağzından çıkacak olan virüs orduları karşıdaki duvara çarpacak, ondan sonra cemaate doğru dönecek hepsini mahvedecek. Eğer sesli okursa böyle olurmuş o yüzden sessiz okumalıymış. Bu adamlar sinsi sinsi, merhale merhale ilerliyorlar.

Provokasyon Yapanın Allah Belasını Versin! Yapmadığımız Halde Yapıyorsunuz Diyeninde Allah Belasını Versin!

Bugün (22 Mayıs 2020) haberlerde yandaş medyanın bizden olumsuz şekilde bahsettiğini, dün geceki (21 Mayıs 2020 gecesi) olayla ilgili olumsuz bahsettiğini duydum. Bu hususta iyi niyetli ve kötü niyetliler var:

Kötü niyetliler; yandaşlık yapanlar, derin olanlar, derinlerden emir alanlar, derinlerin dediği şekilde program hazırlayanlar, bunlar bizi provokasyon yapmakla suçluyorlar. Provokasyon yapanın Allah belasını versin! Yapmadığımız halde yapıyorsunuz diyeninde Allah belasını versin! Biz bugüne kadar isteseydik çok provokasyon yapardık ama hiçbir zaman böyle bir şey yapmadık. Biz öyle insanlar değiliz.

İyi niyetliler; ‘Provokasyona geliyorsunuz’ diyorlar. Yani ‘provokasyonu emniyet yapıyor’ demek istiyor. Sizde bu provokasyona geliyorsunuz, demek istiyorlar.

O provokasyon yapıyorsunuz diyenlere ve provokasyona geliyorsunuz diyenlere de şu cevabı vermek istiyorum:

Parklar, Cami hatta Cami Avlusu da Namaz İçin Yasak!

Olayın aslı şudur; 7-8 arkadaş belki 10 arkadaş tam sayıyı bilmiyorum. Merkez camisinin dışındaki merkez parkında teravih namazı kılmak istemişler. Parklarda yasakmış, camide yasak! Cami avlusunda yasak! Burası dışarı. Dışarda niye yasak? Park olduğu için yasak, tamam. Parkında yasak olduğunu arkadaşlar bilmiyormuş. Parkta namaz kılmanın yasak olduğunu şahsen bende bilmiyordum! Tamam demiş, yürümüşler. Aralarında biraz konuşmalar olmuş zaten parka hiç girmemişler. Provokasyon yapıyorsunuz, diyenlere de anlatıyorum. Bir kelime eklemem de çıkarmam da… Allah’tan korkarım! Olduğu gibi anlatıyorum.

Arkadaşlar yürürken tabi ister istemez konuşmalar oluyor yani camide yasak! Avluda yasak! Parkta yasak! Ondan sonra mesafe koyacaksın, diyorsun. 8-10 kişi eve de sığmaz. 10 metre ev, bir oda 10 metre, nerde öyle bir ev var? Biz Sarayda mı yaşıyoruz! Bunlar aslında ‘hiçbir şekilde cemaatle kılma’ diyor. Şimdi Ramazan böyle geldi geçti ve bazı kardeşlerimizin de bu şekilde bir farkındalık oluşturmak istemesi gayet doğaldır. Bir tepki gösterebilir, bu gayet herkesin hakkıdır! Hükümetin yapmış olduğu herhangi bir şeye de insanlar tepki gösteremez mi? Basın açıklaması ile ya da başka yolla mesela bir ara çıkıp da balkonda demirlere vurmuyorlar mıydı, hükümeti protesto etmiyorlar mıydı? Bunda sadece bir farkındalık oluşturma ve bu teravihi öldüremeyeceksiniz, teravihi bitiremeyeceksiniz, bunu biz canlı tutacağız. Bu maksatla serin havada namazda kılmış olacaklar… Çünkü insan tek başına olunca evde kılası gelmiyor. Ama böyle toplu olduğu zaman kılabiliyor.

Polis bunları önüne katıyor, bağıra çağıra sürüyor. Bazı arkadaşlar da orta refüjde birkaç kişi sadece öyle namaza durmuşlar. Bunlardan bizim haberimiz yok, biz bunları sonradan öğreniyoruz. Elbette orta refüj namaz için uygun bir yer değil aslında. Ama o anda öyle yapılmış, kim yapmış, niye yapmış bilemiyorum. Diğerleri de böyle konuşurken yani neden camide yasak? Neden avluda yasak? Neden parkta yasak? Parkta kılınırsa ne olur? Gibi birtakım konuşmalar esnasında polis İntikam duygularıyla bunlara vurmaya başlıyor.

Benim gördüğüm kadarıyla Adana Emniyetinin başındakiler ve emri verenler 22 Nisan 2017 olayını bir türlü hazmedemediler. Allah o gün onları mağlup etti. Biz galip gelmedik ama Allah onları mağlup etti. Galip olan Allah’tır. Bunlar bunu bir türlü hazmedemediler ve arkadaşların ağzını burnunu kırmışlar.

Provokasyon yapıyorsunuz diyenler ya da provokasyona geliyorsunuz diyenler iyi dinleyin!

Olay; arkadaşlarımızın darp edilmesinden çıktı. Ben bugün akşam ATV’de izledim. Ben de o teravih namazı kılanların içlerindeymişim. Ben Adana’nın başka yerindeydim. Başka bir ucundaydım. Birkaç arkadaşla iftar ediyordum. Ben orada yokum. Haber de yalan! Bu yalan haberi birileri bir yerlere hazırlamış göndermiş, televizyonlara göndermiş. Ben orada yokum. Ben daha sonra duydum ve geldim. Arkadaşları karakola götürmüşler. Önce 2 kişi diye haber geldi, sonra 8-10 kişi oldu, dediler. Gözaltına alınanlar telefonla arkadaşlarını çağırıyor, akrabalarını çağırıyor. Oraya geleni almışlar. Kim gelirse alacağız, demişler. Soranı da alacağız, demişler. Ne oldu hayrola bir şey mi oldu, diyeni de almışlar. Sen de içeri gir, diyorlar. Bu şekilde hepsini alınca 47 kişi gözaltına alınıyor. Ve kötü muamele!

Emniyet çok canımı sıkmasın. O küfür eden polisinin ses kaydını yayınlarım! Bunu yapacağımı da bilirler. O polisin nasıl küfrettiğini yayınlarım. Benim canımı sıkmayın! Görüntüler de var. Arkadaşlara nasıl coplarla, tekmelerle, başlarındaki o kasklarla, boyunlarını yere yatırıp üzerine nasıl çöktüklerine dair görüntüler var, küfürler var. Şimdi burada ‘provokasyon yapıyorsunuz’ diyenleri zaten çürüklüğü meydandadır. Burada biz bir şey yapmıyoruz. Sadece namaz kılmak istedikleri için, bize yapılıyor. Başka bir şey yok!

Neden evinde kılmıyorsun? Kılmıyorum, Kılmıyorum. Evimde kılmak zorunda mıyım? Senin emrine uymak zorunda mıyım? Bu memleket bir tek senin babanın memleketi mi? Park da benim, yol da benim! Her taraf sizin mi? Şurada yasak, burada yasak. Herkesi köleleştiriyorlar!

Bir provokasyon yapan varsa o da emniyet ama onları provokasyon için mi yaptılar, bilemiyorum. Böyle bir iddiam yok. Çünkü benim gördüğüm kadarıyla bir kin ve nefret var. Getirdikleri çevik kuvvete de gazı verip, getiriyorlar. Genç çocuklar, onların da bir şeyden haberi yok. Yeni gelmişler, göreve yeni başlamışlar, kimseyi tanımaz etmezler, amirlerinin her dediğini doğru zannediyorlar.

Öyle konuşanlar varmış ki, siz PKK’dan daha tehlikelisiniz. Allah’tan korkun, Allah’tan! Dün orada bir polis, bizim içimizde arkadaşlarımızın içerisinde, kamera elinde böyle bizi çekiyor. Dedim siz polis misiniz? Evet dedi. Kamera görüntülerinde var. Evet dedi. Dedim bak bu kadar gencin içerisinde, bu kadar da olay olmuş, bakın 47 kişiyi gözaltı yapmışsınız. 9-10 tanesinin ağzını burnunu kırmışsınız. Bak şu anda aramızda bulunuyorsun, hiç korkmuyorsun. İşte biz buyuz. Sen PKK’dan daha tehlikeli görüyordun öyle mi? Öyle konuşana söylüyorum, hepsini kastetmiyorum. Onların da içinden nice insanlar, aslında biz niye bunlarla uğraşıyoruz, diye düşünüyorlar. Bunun da bazen haberlerini alıyorum.

Tevhid Büyür ve Siz Tevhidin Karşısında Mağlup Olursunuz!

O bizi PKK’dan daha tehlikeli görene söylüyorum: Sen PKK’nın içerisine girip de kamerayla böyle çekebilir misin? Sen PKK’nın içine polis otosuyla bile gidemiyorsun, ancak panzerle, TOMA ile akreple, uzun namlulu silahla gidebiliyorsun.

Ne demek istiyorsun? Bunlar tehlikeli derken şunu mu kast ediyorsun: Bunların anlattığı tevhid davası yayılabilir. Onu mu? Yani Tevhid güçlenebilir, büyüyebilir. Onu mu kast ediyorsun? Onu kast ediyorsan haklısın. Evet. Allah’ın izniyle, Tevhid büyür ve siz tevhidin karşısında mağlup olursunuz. Tevhidin karşısında duracak bir ideoloji yoktur.

Allah mı daha iyi bilir, insanlar mı? dediğiniz zaman, insanlar daha iyi bilir, diyecek bir insan yoktur. Allah mı daha yetkilidir, insanlar mı? dediğiniz zaman, insanlar diyecek bir insan yoktur. Herkes bilir ki Allah daha iyi bilir. Herkes bilir ki Allah daha fazla yetkilidir. Herkes bilir ki her şey Allah’ındır. İnsanlar da Allah’ın kullarıdır. O’nun dediği olmalıdır. Kimse Allah’tan iyi bilemez. Kimse Allah’tan daha fazla yetkili olamaz. O halde Allah’a itaat edilmelidir. İşte tevhid budur. O halde ondan başka ilah, O’ndan başka otorite, O’ndan başka kanun koyucu tanımamaktır, Allah’a itaattir. Elbette ise sen bunun karşısında duramazsın! Eğer tehlike dediğin buysa haklısın ama bu tehlike değil, aklını başına al. Bu rahmettir, rahmet… Allah’ın dediği olduğu zaman huzurlu bir toplum meydana gelecek. Allah’tan iyi bilemezsiniz!

Sizin meydana getirdiğiniz toplum, işte meydanda… Her gün suçlar artıyor. İslam medeniyeti olsa böyle olmazdı.

Hâdise, polisin namaz kılmak isteyenleri darp etmesinden kaynaklanıyor. Arkadaşlarımız polise bir tane vurmuş değil… Ama onlar kaç arkadaşımızın ağzını burnunu kırdılar, onlardan davacı olacağız. Raporlarını da aldık. Bazıları normal pratisyen hekimin rapor veremeyeceği kadar ağır, uzman doktor gerekir, demişler. 22 Nisan 2017 Adana olayında da olmuştu, biz o zaman davacı olmadık. Ama onlar sonra bizi dava ettiler. Biz de şimdi davacı olacağız. Bu insanlar yalnız namaz kılmak istediler. Namaza karışmasaydınız tenhada bir yerde kılıp evine gidecekti. Park yasaksa, bırak başka bir yerde kılsın. Arkadaşlar yürüyor, çıkmış gidiyorlar. Giden adama vuruyor. Görüntüleri var. Zaten olay parkta olmuyor, yolda oluyor. Millet çıkmış gidiyor, onlara vuruyor. İntikamla dolmuş, doldurulmuş ve gönderilmiş. Kin ve hınç dolu. Sanki babasını öldürmüşüz.

O zaman size gerekeni tam yapamadık, şimdi yapacağız, diyor. Yine yapamadın, yine mağlup oldun. Sen her zaman mağlupsun. Çünkü sen adaletsizsin. Çünkü sen, gücüne kuvvetine güvenerekten zulmediyorsun. Her zaman mağlup olmak zorundasın. Hakkım nedir? Demiyorsun. Kanun nedir? Demiyorsun. Hep güçlüyüm, ezerim, diyorsun. Bu adam çıktı mı parktan? Parkla ilgili karar var mı? Diyelim ki var. Tamam, çıktılar bu insanlar parktan, bırak gitsinler. Hayır. Onu gönderen; onları dövün, diye göndermiş. Belli ki ‘Onları dövün’ diye talimat gelmiş.

Sen Zalim Olursan, Allah Senin Burnunu Öyle Bir Sürter ki! Zalimin Hasmı Allah’tır.

Bunun üzerine arkadaşlar bizim evin oraya toplandı. Darp olayı üzerine 47 kişiyi emniyete götürdüler. Aslında normalde doğrudan doğruya adli tıbba götürülmesi gerekir. Orada da usulsüzlükler var. Önce oraya götüreceksin, sonra emniyete, ondan sonra tekrar adli tıbba… Ben, bunlar arkadaşları uzun sürede bırakmazlar diye düşündüm. Hatta bunlar, bayramı arkadaşlara orada geçirttireceklerdi. Çünkü bunlar diyor ki ‘biz bunların burnunu sürtelim.’ Sen zalim olursan, Allah senin burnunu öyle bir sürter ki! Zalimin hasmı Allah’tır. Senin hasmın Allah ise, sen hiçbir zaman galip gelemezsin. Adaletli ol. Biz yanlış yaparsak, Allah seni o zaman galip getirir. Sen adaletli olursan ama sen zalimsen hiçbir zaman galip gelemezsin. Çünkü senin hasmın Allah’tır. Allah seni mağlup eder. Arkadaşların toplanması bu yüzdendir.

Evimin önünde de sürekli anons yapıyorlar, benim konuşmamı engellemeye çalışıyorlar. Birinci tahliyede yaptıkları gibi… O zaman siren sesleriyle sözümü kesmişlerdi, dün gece (21 Mayıs 2020) anonslarla sözümü kesmeye çalıştılar.

Üç beş tane kadın bize katılmak üzere geliyorlar. Önlerini kesiyorlar orada, saatlerce kadınları orada beklettiler. Üç beş tane çevik kuvvet onların önünü kapatmış, kadınlar orada yarım saat, bir saat, bir buçuk beklemiş. Bu insandır, bunun ihtiyacı var. Bir tanesi namaz da kılmamış, abdesti de yok. ‘Namaz kılmadım, bırakın camide abdest alayım’ diyor. Camide hemen yanında… Bırakın abdest alayım veya bırakın gideyim. Bir arkadaşımızın evinde abdest alayım, namazımı kılacağım, diyor. Bırakmıyorlar. Namaz kılacak namaz… Müdür, namaza düşmansan bilmem ama bari insan ol, insan. Anla, anla. Kadın söyleyemiyor, anlamıyor musun? Lavabo ihtiyacı var. Sana gelip onu mu söyleyecek? Senin de karın var, kızın var. Kaç saat oldu, anlamıyor musun? Anlamazdan geliyor. Bunun gibi hadiseler de oldu.

Arkadaşların bütün geliş yollarını, her tarafı kapatmışlar. Gelenler hep oralarda, buralarda kalmış. 20 kişi orada, 30 kişi orada, 60 kişi orada gelmelerine izin vermiyorlar.

Kendilerini Rezil Ettiler!

Bugün izlediğim haberde; bizim evin önünde sabah namazı kılmıştık, onu gösteriyor. Bakın Allah yalancıları rezil etmek isterse nasıl eder!

Başlık, altyazı ‘sıfır mesafeli namaz!’ Bizi gösteriyor, aramızda bir buçuk metre var. Allah insanı bu kadar mı rezil eder. Bu televizyonun programcıları bu kadar mı acemi olur? Sıfır mesafe namaz diyor. Aramızda bir buçuk metre var. Kendilerini rezil ettiler. Onu da sanki teravih namazı gibi anlatıyor. Hepsini birbirine karıştırmış. Ya olayı bilmediklerinden ya da kasıtlı yapıyorlar.

O teravih namazı değil. O; her tarafı polis kapatmış, camiye gitmemize izin vermiyor. Bakın cami hemen yanımızda. Camiye izin vermiyor. Ben oradaki 200- 300 kişiyi nasıl evime alayım? Nasıl namaz kılsınlar? Zaten O ablukanın içerinde bir tek benim evim var, başka kimsenin evi yok. Ben bu kadar adama sosyal mesafe olmadan nasıl evde namaz kıldırayım. Sosyal mesafeye dikkat ederek mecburen yolda kıldık.

Ben, cemaatle namazı korumak istiyorum. Bu gayet normaldir ve hakkımdır. Sen cemaatle namazı kılamazsın, dedin diye ben sana uyacak değilim. Sen bana ‘bu virüsün bulaşmaması için mesafeli olmak zorundasınız’ diyebilirsin. Tamam. Bende buna uyarım. Ama sen ‘tek tek kılacaksınız, biri geçip önde imam olmayacak’ diyemezsin. ‘Ayrı ayrı durun’ diyebilirsin. Ama ‘cemaat olmayın’ diyemezsin. Sonuçta ben sosyal mesafeyi koruyorum. Sen ötesine ne karışıyorsun?

Namazda bile cemaat kültürünü bitirmek istiyorlar. Müslümanlar namazda bile cemaat olsun, istemiyorlar. Hadise tamamen bundan ibaret.

Bu Zulüm Ne Zaman Başladı?

Biz bugüne kadar hiçbir zaman provokasyon yapmadık. Her olay emniyetin müdahalesi sonucunda oldu. Bu durum İskenderun olayında başladı. Hatırlayın. İsterseniz daha öncesine gidelim. 2014’de konferansların iptaline… Spor salonlarında konferans yapardık. Spor salonları yasak dediler, son dakikada iptal ettiler. Onca masraflar boşa gitti. 2-3 sene içerisinde 100’den fazla konferansımız iptal edildi. Bu zulüm 2014’ün Nisan ayı gibi başladı. Ondan sonra düğün salonlarında yapmaya başladık. Biraz ona sessiz kaldılar ama sonra onu da engellemeye başladılar. Bu yılan, bu piton kademe kademe ilerliyor.

Düğün salonlarını da bildiğiniz gibi engellemeye başladılar. Sonra hakkımızda bir sürü kırpılmış videolar. Ondan sonra 30 Ocak 2018’de operasyon ve saçma sapan iddialar! 4 örgüte üye, birbirine düşman olan 4 tane farklı örgüte üye olma vb. Böyle bir insan dünyada yok! Sonra onun saçmalığı ortaya çıkınca bu sefer onları iptal ettiler. 2 örgüte indirdiler. O örgütler de birbirine düşman örgütler. Ve üyeliği iptal edip, propagandaya çevirdiler. Bu süreç böyle başladı ve böyle devam ediyor. Sonra tahliye oldum ama tekrar müdahale ettiler. Tekrar tutuklattılar. Tahliyede olan olayları biliyorsunuz. Siren seslerini, konuşmamın kesilmesini. Bunları niye anlatıyorum; bildiğinizi biliyorum, bunu herkes de biliyor. Bir şey anlatmak istiyorum. Bu iş bir zincirin halkasıdır.

Polisin, Teravih Namazı Kılmak İsteyenleri Darp Etmesi; Zulüm Zincirinin Bir Halkasıdır!

21 Mayıs 2020 olayı; sadece bu zincirin bir halkasıdır. Bu bir zincir.

Bu açıklamayı, ‘Anlamayanlar! Neden böyle davrandınız’ diyenlere, dün bizi desteklediği halde olayı anlamayana, bizi yandaş medyanın haberine göre anlayanlara yapıyorum. Yani bu bir süreç… Burada 6 yıldır devam eden bir olay var.

Ramazan’ın sönük geçmesini sağlamaya çalışıyorlar. Caddeye Ramazan ile ilgili bir branda asmıştık, bir iki gün sonra sokağa çıkma yasağı olduğunda, kimse yokken kestiler. Birkaç şehirde de aynısını yaptılar. Hepsi ‘Hoşgeldin Ramazan, bir ayet, bir hadis.’ Bir kısmında benim sözümden de bir cümle yazmışlar. Ne olmuş yazmışlarsa! Onu bahane ediyorlar. Elazığ’da benim sözümü yazmadan ‘Hoş geldin Ramazan, ayet’ yazdılar, emniyet yine kesti. Hani mesele benim sözümdü, benim adımın yazmasıydı. Yalancılar. Yalancısınız! Hani benim adım yazdığı içindi? O branda da adım da yazmıyordu. Ben demiştim, benim sözümü çıkartın, sadece ayeti yazın. Yine kestiniz! Çünkü siz Ramazan’ın sönük geçmesini istiyorsunuz.

Provokasyon yapıyorsunuz, diyene de provokasyona geliyorsunuz diyene de söylüyorum, İyi niyetli olana da kötü niyetli olana da söylüyorum: Bu iş bir zincir gibi… Bizimle ve İslam’la uğraşan bir güç var ve bu güç aynı güçtür. Bizimle uğraşan zaten bu yüzden uğraşıyor.

Bu olaydan önce Osmaniye’de ne oldu? İki arkadaşımız bir camide birkaç metre mesafe ile oturmuşlar, Kur’an okuyorlar. Vallahi, benim haberim bile yok, ben demiş de değilim.

Yani itikafa izin verilse tüm arkadaşlarımız katılsın isterim, bende giderim, o ayrı bir şey. Ben gidip de Kur’an okumayı söylüyorum, benim haberim bile yok. Canları istemiş gitmişler, camide biraz Kur’an okuyalım, belki ordan mı geçiyorlardı, biraz istirahat etmek mi istediler belki de yorgundular, bilmiyorum. Akreplerle, uzun namlulu silahlarla 50-60 tane polis geliyor. Dersin ki burda bir terör saldırısı olmuş herhâlde… Arkadaşlar anlayamıyor bile. Bizim için değildir, herhâlde bir olay olmuş demek ki onun için gelmişlerdir, diye düşünüyorlar. Çünkü insan böyle bir şey bekler mi? Kur’an okuduğun için 50-60 tane polis, bu ne abartı, bu nasıl bir abartı? Burada ne yapıyorsunuz? Diye sormuşlar. O da Kur’an okuyoruz, demiş. Okuyamazsınız. Camide Kur’an okuyamazsınız! Lafa bakın ‘Camide Kur’an Okuyamazsınız’ Türkiye’nin geldiği nokta…

Provokasyon diyenler, provokasyona geliyorsunuz diyenler, provokasyona gelseydik o kadar arkadaşımızın ağızını burnunu kırdılar, 47 kişiyi gözaltına aldılar. Provokasyona gelmiş olsaydık biz de öyle davranırdık, öyle davrandık mı? Davranmadık. O zaman provokasyona geldiniz derken, iyi niyetine hürmeten sen bilmeden konuşuyorsun, diyorum. Provokasyona gelenler saldırırlar. Öyle bir şey yapmadığımıza göre? Orada sabah dokuza kadar bekledik, en ufak bir taşkınlık da yapmadık. Provokasyona gelmedik. Sadece arkadaşlarımızın bir an evvel bırakılması için orda durduk, ayrılmadık. Ne yapsaydık? Evimizde rahat rahat uyusa mıydık? Uyuyanlar utansınlar… Gelebileceği halde gelmeyenler utansınlar. Güzel zamanlarda gelip, zor zamanlarda gelmeyenler utansınlar. Ne yapacaktım evimde mi uyuyacaktım? Provokasyona gelmek saldırı yapmaktır, hata yapmaktır. Biz hata yapmadık. Biz arkadaşlarımızın biran evvel bırakılması için direndik. Çünkü ben anladım ki bunlar bayram sonuna kadar bırakmayacaklar. Biz orda olursak 100 tane polis de orda kalmak zorunda kalıyor. Hatta çevredekileri sayarsan daha da fazla… Sen beni rahatsız edersen, sen de rahatsız olursun. Ben uyumuyorsam seni de uyutmam. Ben buradaysam sende burda kalırsın. İşlemleri hızlandırıp sabaha bitirdiler. Yoksa 47 kişinin işlemlerini keyiflerine göre uzatabilirlerdi. Bazen 1 kişinin işlemini 7-8 saat uzatıyorlar. Şu gelmedi, bu gelmedi, yazıcı yok vb. bahanelerle uzatırlardı. İsterse 3-4 saat isterse 7-8 saat uzatır. Gözaltı 3-4 güne kadar uzatılır, istediği gibi yapar.

Yaptığımız şey; provokasyona gelmek değil, arkadaşlarımızın bir an evvel evine dönmesini sağlamak için yapılan bir mücadeledir. Buna provokasyona gelmek diyen adamdan eğer iyi niyetini bilmezsem şüphe ederim. Sen mücadeleyi kırmak istiyorsun herhâlde, iyi niyetli olduğunu bildiklerime bir şey söylemiyorum ama düşünmeden konuşup yazıp çiziyorlar. Olayı da bilmiyorlar, içinde de değiller… Sanki biz bir olay çıkartmışız gibi konuşuyorlar. Olay çıkartan biz değiliz. Önce her şeyi bir yerli yerine koyalım.

Osmaniye’deki olay 2 kişinin Kur’an okuması ve 50-60 tane polisin gelmesi. Arkadaşımız, başıma böyle bir olay geldi diyerek kısa bir video çekip paylaşmış diye ertesi gün arkadaşları geldiler ve evlerinden gözaltına götürdüler. Emniyete götürdüler, gözaltı işlemi yapıldı mı bilmiyorum, emniyete götürdüler. Orada polis ‘sizin yüzünüzden validen fırça yedik’ diyor. Demek ki valinin haberi yok. Ağzından kaçırdın, gördün mü? Peki sen bu talimatı nereden alıyorsun? Sen Vali’nin emrindesin. Demek sen başka yerden talimat alıyorsun. Acaba neresi… Bir gün devran değiştiği zaman, nereden talimat aldığın ortaya çıkacak ve hesap vereceksin! Sizin yüzünüzden validen fırça yedik, diyor. Sende 50-60 polisle gelmeyeydin. Kendi hataları… Bütün güç ellerinde, medya ellerinde kendileri yapıyor. Bir de bizi suçluyorlar. Bunlar böyle böyle yaptı, provokasyon yaptı. Nasılsa güç ellerinde, mikrofon ellerinde. Mikrofonlar, televizyonlar ellerinde ama kalpler ellerinde değil çok şükür. Kalpler Allah’ın elinde… Yeter ki biz doğru bir mücadele verelim ve mücadelemizi güzel anlatalım. Bugün anlamayanlar yarın anlayacak.

Bugün niye böyle yaptınız, zaten birkaç gün sonra izin verilecekti, diyenler, birkaç gün sonra Ramazan geçiyor, biz ramazan kültürünün muhafaza edilmesini istiyoruz, anlamıyorsun. Senin gibi davransaydık, o camiler 29’unda da açılmayacaktı.

Osmaniye’de öyle, Bursa’da arkadaşımız evine bir branda asmış kendi evi, özel mülkiyeti kimse karışamaz. Millet Fenerbahçe-Galatasaray bayrağı asmıyor mu? Kimse karışamaz ve polis geliyor ve bunu indir. O da indirmiyorum, diyor. Aferin. Ben senin emrinde miyim, ben senin kölen miyim? Alıştın değil mi böyle mıymıntı Müslümanlara… Polis; İndirmezsen sen kapıyı aç, ben onu balkondan keseceğim. Arkadaş; açmıyorum, eve girme iznin var mı? Diye soruyor. Polis; yok, diyor. Sen polis misin, savcı mısın? Kendi kendine karar veriyorsun. Savcıdan iznin var mı? Hangi hakla sen eve gireceksin. Kapı açılmayınca o zaman itfaiye çağıracağız, diyorlar ve itfaiye çağırıyorlar. İtfaiye ne yapıyor, ediyorsa bir türlü onu kesemiyor. Herhâlde oralarda ağaç varmış olmuyor. TEDAŞ’ı çağırıyorlar. Bu sefer sen bizi çok uğraştırdın deyip arkadaşı Emniyete götürüyorlar ve orada darp ediyorlar. Şimdi internette bir şeyler yazıp çizenler; sen onlara bir laf söylemezsen, senin samimiyetine inanmam. Bakın sadece dünkü olay değil, kaç tane olay var. Osmaniye’de, Bursa’da, Mardin’de.

Mardin’de bir kadının evinde arada 3-5 kadın Kur’an okuyorlarmış. O zaman da kimse yok. Polis orayı bir sürü akreplerle ve neredeyse 100 tane polisle birden gelip basıyor. Sürekli böyle gözdağı… Vallahi böyle yaptıkça gözden düşürüyorsunuz. Yani sadece gözdağı olmuyor, gözden düşüyorsun.

Polis, Vatandaşı Aşağılar mı?

Dünkü olayda (21 Mayıs 2020) çok fazla polis getirmediler, Toma’da getirmediler. Çünkü artık millet polisi görmekten usanmaya başladı. Bunun farkındalar. İki üç metreden adamı kalbinden vuran polis, herkese coplan giren polis, sokağa çıkma yasağı gününde sokağa çıkmışlar, yasağı çiğnemişler diye insanları duvara dizmiş polis… Polissen görevini yap. Tamam yakala, cezasını kesiyorsan kes, para cezası neyse görevini yap, bırak adamı. Yani duvara çevirip de duvara bakacaksınız, yarım saat mi, bir saat mi, üç saat mi ne kadar sürecek bilmiyorum. Sen işkenceci misin polis misin? Polissen görevini yap, cezasını kes gönder. Duvara baktırmak ne oluyor? Sen vatandaşını aşağılıyorsun. Sen vatandaşı aşağılıyorsun! Şimdi böylesi şeyler çoğalıyor, Mardin’de kadın şaşırmış evine polisler giriyor, akrepler etrafı sarıyor. Ayıp ayıp evde tek başına bir kadın! Sen burada Kur’an okuyormuşsun, diyorsun. Ben size demedim mi? Bunlar spor salonlarını iptal etti, düğün salonlarını iptal etti, vakfı iptal etti şimdi sıra evlerimize geldi. Provokasyon diyenler, siz bunları görmüyor musunuz? Evlere sıra geldi, görmüyor musunuz?

Sadece virüs sebebiyle sokağa çıkma yasağı ya da cemaatle namaz kılma yasağı var, diye Türkiye Doğu Türkistan’a benzetilemez gibi lafları yazanlar, anlamıyorsun. İyi niyetli olduğunu düşünerek sana cevap veriyorum. İyi niyetli olduğunu hesaba katarak çünkü daha evvelden de desteklerini gördük, iyi niyetli olduğunu hesaba katarak sana diyorum ki: “Bu bir zincirin bir halkası, bir o mesele değil. Yani ortada büyük bir proje var. Doğu Türkistan’a benzetmemiz bir tek teravih namazına izin verilmemesinden değil. Kur’an okuyana da baskın yapılıyor, evinde Kur’an okuyan 3-5 kadına da baskın yapılıyor, anlamıyor musun? Biz hepsini bildiğimiz için ona göre benzetme yapıyoruz. Yoksa bir olaya bakaraktan Türkiye Doğu Türkistan oldu, demedik tabiki. Birçok olay biliyoruz.

Biz ne provokasyon yaptık ne de provokasyona geldik elhamdülillah. Biz sadece mücadelemizi verdik. Biz Ramazan’ı canlı tutmaya çalışıyoruz. Tabi ki bunun bir bedeli olacaktır. Yani Ramazan’ın sönük geçmesini sağlamaya çalıştıkları çok açık görülüyor.

İzmir’de Camilerde Ezan Yerine Marş Çalınması Provokasyon mu?

Bakın bir başka hadise söyleyeyim ona da provokasyon diyorlar. Ne provokasyonu? İzmir’de bir camiden daha doğrusu tüm camilerden herhâlde çünkü merkezi sistem olduğuna göre birtakım şarkılar, marşlar herhâlde söyletilmiş. Devlet Bahçeli de buna çok büyük tepki gösterdi. ‘Bunlar ortaya çıkartılmalı’ dedi. Bakın şimdi buna da provokasyon diyor. Hatta bugünkü haberde o birinci provokasyonmuş, bizimki de ikinciymiş. Ne o provokasyon ne bu.

İzmir’de ki olay da ne var biliyor musun? Provokasyon yok, onda o Avrasyacı güçlerin, o Maocu Komünistlerin güç gösterisi var. Artık camilerden de marşlarımızı söyletiriz, diye güç gösterisi yapıyorlar. Güçlendik, demek istiyorlar. Ama sen hiçbir şey görmek istemediğin için o da provokasyon bu da provokasyon diyorsun. Yani kimin aleyhinde? Hükümetin aleyhinde… Zaten herkes bunu hükümetin yaptırmadığını bilir. Dolayısıyla bu provokasyon değil, hükümetin üzerine kalırsa, evet o zaman provokasyondur. Hükümetin aleyhinde olsun diye yapılmış demektir. Ama hükümetin camiden şarkı söyleteceğine kimse inanmayacağı için bu provokasyon değil, bu o Komünist güçlerin bir güç gösterisidir. Ve yavaş yavaş toplumu buna alıştırmasıdır. Camiler bir tek sizin değil, daha doğrusu camilerin hoparlörleri bi tek size ait değil, biz de kullanırız demesidir.

Özetle Hâdise; Bir Zincirin Sadece Son Halkasıdır!

Bütün bunların hepsini düşündüğünüz ve üst üste koyduğunuz zaman; konferanslar yasaklanıyor, basın açıklamaları yasaklanıyor, evde Kur’an okuyanlar, camide Kur’an okuyanlar basılıyor, ‘hoş geldin Ramazan’ yazısı yazanların evine polis baskın yapıyor, itfaiye geliyor, TEDAŞ geliyor, alıp götürülüyor, darp ediliyorlar, teravih namazı kılacağım diyen 3-5 insan, orda kılma ‘tamam gidiyoruz’ demelerine rağmen darp ediliyor. Hem de öyle bir darp ediliyorlar ki ağzı burnu kırılıyor. Bir tanesinin ağzında maske varmış o sırada maskenin ta iplerine varana kadar kan oluyor. Şimdi bunların hiçbirini görmüyor… Bunları biz mi polise yap dedik? Polis bunu yaptı. Biz mi dedik yap diye… Onlara bir laf söylemiyorsan, sen hak taraftarı değilsin demektir. Neden böyle yaptılar? Onlara hesap sormuyorsan, böyleleri hak taraftarı olamazlar. Hadise budur! Bir zincirin sadece son halkasıdır.

Şu an da bir düşmanlık, bir susturmaya çalışma var. Size ders vereceğiz anlayışı var. Ama her seferinde de haksızlık yaptıkları için Allah onları rezil etmektedir.

Kucaklaşmadan, tokalaşmadan, bir-bir buçuk metre mesafeden hızlı bir şekilde bayramlaşalım. Zaten süre bitti, arkadaşlarımıza şeker ikram etmiş olalım. Bu adetimizi devam ettirmiş olalım, bayram kültürümüzü muhafaza edelim. Hepinizin ve ailelerinizin de bayramını tebrik ediyorum. Herkese selamlar. Bizi internetten izleyen tüm şehirlerin de bayramını tebrik ediyorum. Kadın erkek bütün arkadaşlarımızın bayramını tebrik ediyorum…

İzlemek için;

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here